Beni gördüğün gün gibi aşikar, kafanı çevirince görmemiş olmazsın. İçinden konuştuklarını duyuyorum, ben de sana bir şeyler söylüyorum. Susarak ölmeyiz, ama veda da edemeyiz. Kaldığımız yerden devam da edemeyiz. Sustuğumda susuzluğunda kalıyorum, dudaklarım kuruyor, senden yana bakamıyorum, çölünde susuzluktan kuruyorum. Kuruyorum, bilmediğimden olsa gerek, bir şeyler var diye kafamda kuruyorum. Oysa gözlerin susuzluğuma, ellerin uykusuzluğuma çare. Susmasan? Okumaya Devam »
Aşk, Mektup kategorisinde yayınlandı | Etiketler alper akpınar, Ölmek, Mektup, Sinestezi, susmak, veda | 5 Yorum »
Yine vurgunlardayım, gel gitler değiyor içime
Suskunum, sonucu olmayan fikirler yürütüyorum
Düşüncelerim de sessiz dilim gibi, bir o kadar çaresiz
Üzüntülerim anlamsız, üzüntülerim yalnız.
Cesur düşmanları var dermanımın, cesur ve düşman.
Kederlerime merhamet etmez onlar, merhametsizdirler.
Umurlarında olmaz tebessümler, yarına olan umutlar.
Zevkleri huzur bozmak, umarsız bırakmaktır.
Hayatın umarsızlığı, umarsızlığın hayatıdır onlar. Okumaya Devam »
Şiir kategorisinde yayınlandı | Etiketler Alparslan Tolga AKPINAR, anlamsız, çaba, çaresiz, üzüntü, beddua, cesur, dünya, düşünce, düşman, dost, dur, fikir, göz, güç, gel git, git, hayat, huzur, kaçmak, karar, keder, kıta, lanet, merhamet, nafile, sessiz, sinsi, suskun, tebessüm, tolga akpınar, umarsız, umursamak, Umut, vurgun, yalnız, Yalnızlık, yalvarmak, zaman, zevk | » yorum bırak;
Bugün Şeb-i Arûs, bugün ruhunu dünyada Yaradana adayanların düğün günü… Mevlâna Celaleddin-i Rûmî, bundan tam 736 yıl önce Konya’ da gözlerini dünya hayatına yumup, ebedi hayata açmıştır. Mevlânâ Celaleddin-i Belhi Rumi ölüm gününü düğün günü olarak betimlemiş ve şu sözleri bir gazelinde söylemiştir;
“Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi var sanma…
Benim için ağlama, yazık, vah vah deme; Şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır,
Cenâzemi gördüğün zaman firâk, ayrılık deme,
Benim kavuşmam, buluşmam işte o zamandır,
Beni toprağa verdikleri zaman, elvedâ elvedâ demeye kalkışma,
Mezar, cennet topluluğunun perdesidir. Okumaya Devam »
Aşk, Biyografi, Felsefe, Haber, Kültür, Serbest Yazı, Tarih, Şiir kategorisinde yayınlandı | Etiketler 17 aralık 2009, 736. Şeb-i Arûs Törenleri, afganistan, Alparslan Tolga AKPINAR, Aşk, belh, Bozkırın Tezenesi, Elif Şafak, garip, konya, Kırşehir, Masnawi, Mesnevi, Mevlâna, Mevlânâ Celaleddin-i Belhi Rumi, Mevlânâ Celaleddin-i Rumi, Muhammed Celaleddin-i Rumi, Neşet Ertaş, Shams, tolga akpınar, مولانا جلال الدین محمد رومی, Şems, Şems-i Tebrizi | 1 Yorum »
Bilinen o ki; günümüz demokrasilerinin ilham kaynağı Fransız Devrimi’dir. (Antik Yunan’daki demokrasiler ise “stajyer demokrasiler” olarak düşünülebilir.) İşte bu devrimin hazırlık aşamasındaki en ünlü simalardan biri olan François Marie Arouet -ki biz onu Voltaire olarak tanırız-:”L’homme est libre au moment qu’il veut l’être” diyerek aslında 250 yıl öncesinden bir rot-balans ayarı çekmişti. Yani diyordu ki: “İnsan istediği an özgür olur.” Bizim demokrasimiz ise bütün hesapların dışında gelişen, gökten zembille inen ve hiçbir fizik yasasına uymayan enteresan bir demokrasi örneği olarak diğer hiçbir ülkenin demokrasisine benzememekteydi. Bu paradoksun temelinde yatan şeyi ise Voltaire yukarıdaki sözü ile çoktan işaret etmişti. Okumaya Devam »
Eleştiri, Felsefe, Serbest Yazı kategorisinde yayınlandı | Etiketler 367 krizi, Antik Yunan, atatürk, aydın, Bastille, Celal Bayar, democracy, demokrasi, emre gürbüz, François Marie Arouet, fransız devrimi, L'homme est libre au moment qu'il veut l'être, mustafa kemal, Sabih Kanadoğlu, Sinestezi E Dergi, stajyer demokrasi, Tayyip Erdoğan, Türk Devrimi, TBMM, Voltaire, İnsan istediği an özgür olur | » yorum bırak;
“Forum dili ve edebiyatı”nın artık akademik bir hâl aldığı şu yıllarda, her önüne gelenin bir filolog olması da yadırganacak bir hâl olmasa gerek. İnternetin “aliyulâlâ”larla dolu bir alan olduğunu gördükçe de Farabi’ler, Galile’ler, İbn-i Sina’lar artıyor diye umutlanıyor; fakat eşsiz bir cehaletin muhasarasında olduğumuzu anlayınca utanmaya başlıyorum.
Evet…”Bir milleti yok etmek istiyorsanız, önce onun dilini yok edin.”. Bu saçma sava karşı son derece akademik bir tepki veriyor ve en kibar yanımla: “Hadi be!” diyorum. Bu sözün bir ayet kesinliğinde olduğunu ise, bu söze büyük bir imanla bağlı olan ve bu saçmalığı dilinden düşürmeyen skolastik beyinlerin varlığından anlıyorum. Okumaya Devam »
Eleştiri, Makale, Serbest Yazı kategorisinde yayınlandı | Etiketler dil, Edebiyat, ekşi sözlük, emre gürbüz, Farabi, forum, Galile, Hitler, internet, Kültür, komedi, Konfüçyüs, lafmacun, Sinestezi E Dergi, Tarih, uludağ sözlük, İbn-i Sina | 7 Yorum »
Aylardan Aralık, günlerden Pazartesi,
7 Aralık da 7 Mehmet’ i vurdular duydunuz mu?
Tokat Reşadiye de, 3 Mehmet’ i yaraladılar.
Harun ile Onur’ u vurdular duydunuz mu?
Yan gelip yatmadılar, vatanını satmadılar.
7 Aralık da 7 Mehmet’ i vurdular duydunuz mu?
Sazak da ,zemheri de kurdular pusuyu
Kemal ile Ferit nerede gördünüz mü? Okumaya Devam »
Başkaldırı, Haber, Şiir kategorisinde yayınlandı | Etiketler 7 aralık da 7 mehmet i vurdular duydunuz mu, 7 aralık tokat saldırısı, a.tolga akpınar, Adana, Adıyaman, Alparslan Tolga AKPINAR, Cengiz Sarıbaş, facebook, Fatih Yonca, Ferit Demir, Giresun, hain saldırı, Harun Arslanbey, Hatay, Kemal Pide, Muş, Ne mutlu türküm diyene, Onur Bozdemir, Ordu, reşadiye saldırısı, sazak, Sinestezi E Dergi, terörist saldırı, tokat, tolga akpınar, vatan, Yakup Mutlu, şehitler ölmez vatan bölünmez, şehitlerle ilgili yazılmış şiir | 3 Yorum »
Sonra tamamlayacağım, şimdi brain storming yapıyorum sadece.
Danteel danteeel…
vitrin ve cam eşyalar. (7 Eylül)
Ev kadınlarının bilinçli olarak yarattıkları “toz yuvaları” olduğunu düşünüyorum. Bunun sebebi, vakitlerinin çoğunu “ev”de geçirmeleri olabileceği gibi, doğrudan ve sadece “kadın” olmalarından da kaynaklanabilir.
Evde zaman geçiren kadın, kocasını ve/ya çocuklarını yolladıkan sonra temel işleri yapar ve sonrasında birkaç saat boyunca boşluğa düşer. Bazen sabah programlarıyla, bazen alışverişle doldurulabilen bu boşlukların kesin çözümü ise, konu başlığında geçen “toz yuvaları”dır. Okumaya Devam »
Eleştiri, Mizah, Serbest Yazı kategorisinde yayınlandı | Etiketler çeyiz, örgü, brain storming, cattywild, ev kadını, fiskos, havlu kenarı, iğne oyası, masa örtüsü, oya, pınar polat, sehpa, toz yuvaları, tozlu dantel, vitrin | » yorum bırak;


