Türkiye’ de Ekonomik Krizler – 1946-1954 ve 1958 Krizi


ekonomik-kriz

ÖNEMLİ UYARI: LÜTFEN AŞAĞIDAKİ YAZIYI KAYNAK  VE YAZAR İSMİ BELİRTMEDEN BAŞKA BİR PLATFORMDA YAYINLAMAYINIZ! HER HAKKI SAKLIDIR!

1929 Krizinin ardından Türkiye’ de ardı ardına üç büyük ekonomik kriz yaşandı. Bu makale de 1946, 1954 ve 1958 krizleri sebep-sonuç ilişkişi göz önüne alınarak incelenmiş ve krizlerden kurtulmak için izlenen yollar ve kullanılan argümanlar detaylarıyla anlatılmıştır.

2.Dünya Savaşı 1945 yılında bitmişti.Türkiye 1946 yılına kadar Atatürk’ün devletçilik politikasıyla başarıyla ekonomisini kalkındırmıştı. 1954′ de dünya da Kore savaşı bitmişti. Ülkede ise iklim şartları tarımı elverişsiz hale getiriyordu. 1950’lerdeki liberalizm politikaları ve dışarıdan sermaye ithalini amaçlamış serbestleşme programı Türkiye’yi 1958 krizine doğru götürdü.

-1946 Krizi-

2.Dünya Savaşı 1945 yılında bitmişti.Türkiye 1946 yılına kadar Atatürk’ün devletçilik politikasıyla başarıyla ekonomisini kalkındırmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren bir ulus devlet olarak varlığını sürdürüp gelişebilmesi kapsamında hükümetlerin temel hedefinin sanayileşme olmasına karşılık, tarım 1950 ortalarına kadar ekonomik gelişmede belirleyiciliğini korumuştur.

Nitekim tarımın GSYİH içindeki payının 1946-59 döneminde yüzde 37,5-45,6 arasında değiştiği görülmektedir.

Savaş yıllarında Türkiye’de üretimin hızla gerilemesinde tarımdaki düşüş etkili olmuştur.

Tarımda çalışan genç nüfusun askere alınması ve araç-gereç yetersizliği nedeniyle 1945 yılı tarımsal hasılası 1939 seviyesinin yüzde 59’una, GSYİH da aynı dönemde yüzde 71’ine gerilerken, savaş koşullarında artan stratejik madenler talebi sonucu madencilik ve elektrik, gaz ve su hasılalarında artış olduğu görülmektedir.

Savaş sonrasında tarımdaki gelişmenin katkısıyla milli gelir önemli ölçüde artmaya başlamıştır.

Türkiye’nin büyüme hızı 1946 yılında 31,9 idi.İktidarda CHP bulunuyordu.Ülkede tartışmalar vardı.

Şükrü Saraçoğlu’nun başında bulunduğu hükümet topraksız çiftçiye toprak vermek için kanun çikarma hazirligindaydi.

Çıkarılacak olan kanuna göre büyük toprak sahiplerinden alınacak topraklar kamulaştırılıp vatandaşa dağıtılacaktı.

Bu kanunun çıkmasına parti içinde başını Adnan Menderes’in çektiği büyük toprak sahipleri karşı çıkıyordu.

Parti içinde çeşitli kararlara itiraz eden ve gittikçe güçlenen bu şahıslar devletçiliğe karşı çıkarak 7 Ocak 1946 yılında Demokrat Partiyi kurdular.

21 Temmuz 1946 yılında yapılan seçimler de 62 milletvekili çıkardılar.

Seçim sonrasında Şükrü Saraçoğlu hükümetinin yerine Recep Peker Başbakanlığında ki CHP hükümeti geldi. Recep Peker Hükümeti,sanayi ve ekonomi alanında değişik kararlar aldı.

Bunlardan biri,döviz kurunu gerçekçi bir yapıya kavuşturmak için yaptığı TL’yi ABD Doları karşısında %50 oranında devalüe etmekti.(7 Eylül 1946)

Bu karar maliyet enflasyonuna sebep oldu,ithalat hızlı artıyordu ve dolayısıyla dış ticaret açığı da. Piyasalarda bir durgunluk ve daralma oluştu.
Sanayi projeleri rafa kaldırıldı.Yeni Çözüm yolları aranmaya başlandı.

Türkiye 1947 yılında 5016 sayılı yasa ile IMF’e üye oldu.

16 Nisan 1948 yılında General Marshall planından yararlanmak için 16 Avrupa ülkesiyle bugünkü adı OECD olan Avrupa İşbirliği Teşkilatını kurdu.Türkiye Marshall yardımlarından toplam 351 milyon dolar aldı.

Recep Peker Hükümeti,yapılan devalüasyon ve sonuçları nedeniyle kamuoyundan büyük tepki aldı.Bu yüzden istifa etti.Yerine 10 Eylül 1947’de Hasan Saka Hükümeti geldi.

Ülkede,özel sermaye ve teşebbüslerin önemi gittikçe artıyor ve ekonomideki gidişat kötüleşiyordu.Hükümet bir şey yapamaz hale gelmişti.

Nihayet 1950 yılında yapılan genel seçimlerde Demokrat Parti %53 oranında oy alarak iktidara geldi.

Demokrat Parti iktidara gelir gelmez devletçilik politikasının aksine eylemler yapmaya başladı.Tarım alanında yeni kararlar alındı.

Yeni topraklar tarıma açıldı.Kore savaşı ve iklim koşullarının iyi olması nedeniyle tarımdaki verimlilik ihracat fiyatlarını da artırdı.

Türkiye,buğday ihracatında 4.ülke konumuna yükseldi.1950-1953 yılları arasında GSMH %10 oranında arttı.

Demokrat Parti döneminde dış yardımlarda arttı böylece 1948 krizi atlatılmış oldu.

Ikinci Dünya Savaşı’nın başladığı 1944 yılında bütçe açık vermeye başladı.

Savaş, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ekonominin dengeleri sarstı.

Türkiye devalüasyonla da bu dönemde tanıştı. 1946 yılında, bütçe fazla vermesine rağmen ihracatı artırmak için devalüasyona gidildi.

Ancak hedefe ulaşılamadı.

-1954 Krizi-

Dünya da Kore savaşı bitmişti. Ülkede ise iklim şartları tarımı elverişsiz hale getiriyordu. Tarım ürünleri ihracatçısı olan Türkiye’nin ihracat oranı azalmıştır.

Ülkeye daha önce alınan 70 çeşit traktör vardı.Tarım alanındaki verimsizlikten dolayı ithalat yapılıyordu.

Ayrıca,traktörlere yedek parça getirilemediğinden ülkedeki montaj atölyeleri de kapanmıştı.80 e yakın traktörün kullanılamaz hale gelmesi tarımı bitirme noktasına getirdi.

Hammaddesi dışarıdan gelen ürünlerinde girdi fiyatlarının artması iç piyasadaki fiyatları da artırdı.

Bu sebeplerin yanı sıra plansız yatırımları içerideki siyasi koşullar,dış borç yükü ve kamu açıklarının artması ülkeyi çift rakamlı enflasyonla karşılaştırmıştır.

Enflasyon oranı önce %2.9’dan %10.3’e daha sonra da %20’lere kadar yükselmiş ve Türkiye’de ekonomik kriz olmuştur.

Menderes Hükümeti,krizden çıkmak için sanayi yatırımları yapıyordu ve bu yatırımlarda daha çok ithal ikamesi ürünler için fabrikalar kurdurtuyordu.

Bu amaçla şeker ve çimento fabrikalarına önem veriyordu.

Menderesin kurdurttuğu bu fabrikalardaki amaç özel sektöre de ucuz ara malı temin etmekti.

Kurulan bazı fabrika ve ofisler düşük fiyatlı mal sattıkları için açık verdiler.

1951’de bütçe açık vermeye başladı ve bu durum 1963’e kadar 12 yıl boyunca devam etti. Kore Savaşı dünya piyasasında hammadde fiyatlarını fırlattı.

Kredili ithalat uygulamasına geçildi. Bunun sonucunda ticari nitelikli dış borçlar ödenemez hale geldi. Dış borç yükü ve kamu açıkları arttı.

Plansız yatırımların da etkisiyle enflasyon yüzde 20’lere fırladı.

Hükümetin sanayiye ağırlık vermesine rağmen ekonomi yönetimini iyi sağlayamamaları başka bir krizin habercisiydi.

Dış sermayeye açılma ve serbest piyasa ekonomisine geçiş dönemi 1950-1954 yıllarında başladı. 1951 yılında bütçe açık vermeye başladı ve bu durum 1963’e kadar 12 yıl boyunca devam etti.

Kore Savaşı dünya piyasasında hammadde fiyatlarını fırlattı.

Kredili ithalat uygulamasına geçildi. Bunun sonucunda ticari nitelikli dış borçlar ödenemez hale geldi.

Dış borç yükü ve kamu açıkları arttı. Plansız yatırımların da etkisiyle enflasyon yüzde 20’lere fırladı ve Türkiye ekonomisi krize girdi.

Hükümetin ekonomi yönetimindeki başarısızlığını dönemin İngiliz Büyükelçisi Bowker bir raporda şöyle özetliyordu.

“1955 yılı Başbakan Menderes’in gerek enflasyonun kontrol edilmesi,gerek dış borcun azaltılması yolunda hiçbir adım atmaması ile sona erdi.Kısacası Türk Hükümeti yıl boyunca kendi imkanlarının ötesinde yaşadı.Ellerindeki paradan daha fazla harcadılar. Ödeyebileceklerinin üstünde de ithalat yaptılar.Gereksiz yatırımlara yöneldiler.Merkez Bankasını bütçe açığını kapatmak için kullandılar.Ümit petrol aramalarına bağlandı.”

1946 Devalüasyonundan sonra yapılan devalüasyondan arzu edilen amaçlar genellikle sağlanamadığından Türkiye özellikle istihdam anlamında, döviz girdilerinde ağır bir kriz yaşamıştır.

Bu krizin sonunda da 1950 yılında Cumhuriyet Halk Partisi,yirmi yedi yıllık iktidarını Demokrat Partiye devretmiştir.

-1958 Krizi-

1950’lerdeki liberalizm politikaları ve dışarıdan sermaye ithalini amaçlamış serbestleşme programı Türkiye’yi 1958 krizine doğru götürdü.

Demokrat Parti’li iktidar israftan kaçınmıyor ve kendi görüşünden olanlara popülist bir yaklaşım sergileyerek kaynakları gereğinden fazla harcıyordu.

Ayrıca ekonominin 1954 Krizinden çıkmasına rağmen önlemler yeterli ve kalıcı değildi.

1958 yılına gelindiğinde Türkiye’nin ödeme günü gelmiş dış borcu 256 milyon dolardı.

Fakat Türkiye’nin bu borcu ödeyecek döviz kaynakları yoktu.Ülkede bir kambiyo krizi meydana geldi.

1950’li yıllarda uygulanan dışarıdan sermaye ithaline ayarlanmış serbestleşme programı 1958 krizini hazırladı.

1958’e gelindiğinde Türkiye’nin günü gelmiş 256 milyon dolar tutarında dış borcu ve de kucağında bir “kambiyo krizi” bulunuyordu. Dış ticaret açığı büyüdü. 1958 yılında 55.3 milyon dolar olan bütçe açığı 1959’da 266.7 milyon dolara yükseldi. Türkiye 1959 yılında hayat pahalılığında Brezilya’dan sonra dünya ikincisi idi. Borçlardan dolayı dış kredi alınamıyor, ithalat yapılamıyordu.Ülkedeki tesisler ithal girdileri sağlayamadıkları için kapanma noktasına gelmişlerdi.

İşsizlik ve kıtlık had safhaya ulaştı. Batılı ülkeler, başta ABD, Uluslararası kuruluşlardan onay almadan kredi vermeyeceklerini söylüyorlardı.

Bu durumda ülke yönetimi uluslar arası kuruluşların desteğini sağlama çabası içindeydi. Ağustos ayında Türkiye IMF ile bir istikrar programı uygulamayı kabul etti. Devalüasyona gidildi. OECD, IMF ve Dünya Bankasından öneriler alınırken kredilerde sağlanmış oldu.

Vakit geçirmeden bu öneriler uygulamaya geçirildi;

Türk Lirasının değeri düşürüldü.

İç piyasadaki KİT’lerin ürünlerinin fiyatlari yükseltildi, dolayısıyla açiklari azaltildi.

Verimli ve kısa vadeli yatırımlara önem verildi.

Bütçede denklik sağlama çabaları artırıldı.

OECD’den alınan 359 milyon dolarlık kredi ve vadesi gelmiş 400 milyon dolarlık borçların ertelenmesine yukarıdaki önlemlerde eklenince kısa dönemli bir rahatlama oluştu. Ekonominin makro düzeyde bozulması ve sisteme büyük zarar vermesi yeni sorunların habercisi oldu.

Dış Ticaret açığının giderek artması ve döviz rezervinin kalmaması nedeniyle hükümet ekonomiyi canlandırmak için Doğu Avrupa ülkeleriyle takas yoluyla ticarete girişti.

1958 Devalüasyonundan sonra Türkiye yine ağır bir kriz yaşamış, bu krizi kısa bir sürede atlatamamış, kriz sosyal alanlara sıçramış ve 27 Mayıs 1960 ihtilali ile Demokrat Parti’nin, bu kriz ve di¤er sosyal ve siyasi nedenler ile iktidarına son verilmiştir.

A.Tolga AKPINAR

Türkiye’ de Ekonomik Krizler – 1929 Krizi

——————————————————————————————–

http://www.bilgiyonetimi.org/cm/pages/mkl_gos.php?nt=480
http://ekutup.dpt.gov.tr/planlama/42nciyil/temela.pdf
ELDEM Edhem , Osmanlı Bankası Tarihi,199,İstanbul
ELDEM Vedat , Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomisi,Türk Tarih Kurumu, 1994
ERGİN Feridun,Atatürk Zamanında Türk Ekonomisi,Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı, 1977
GOLOĞLU Mahmut,Milli Şef Dönemi 1939-1960,Cem Yayınevi,1976
http://www.atonet.org.tr/turkce/bulten/bulten.php3?sira=316
KARLUK,Rıdvan,Türkiye Ekonomisi,Beta,İstanbul,1996.
KURUÇ Bilsay, Mustafa Kemal Döneminde Ekonomi,Bilgi Yay.1987
NERE Jacques,1929 Krizi,Çeviren Namık Toprak,Ank.1980.
http://www.sabah.com.tr/2005/11/29/fin148.html
TEKELİ İlhan-İLKİN Selim, 1929 Buhranında Türkiye’nin İktisadi Politika Arayışları, ODTÜ,Ank. 1977.
TEZEL S.Yahya, Cumhuriyet Döneminin İktisadi Tarihi,Yurt Yay., Ank. 1986.
TOKGÖZ Prof.Dr. Erdinç,Sanayileşmede Bölgesel Dengesizlikler, H.Ü. Yayını No.6-14,Ank.1976.
TOKGÖZ Prof.Dr. Erdinç , Türkiyenin İktisadi Gelişme Tarihi (1914-2001) İmaj Yayınları-Sayfa 43-47
TUSİAD Raporları…
Türkiye Ekonomi Kurumu,Türkiye Ekonomisi Sektörel Analiz,Ankara 1998.
About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: