Benim Gözümden
28 Mar 2010 1 Yorum
in Şiir Etiketler:ateş, gölge, güneşleniyoruz, Hayal, hayat, hece, neşe, oyuncu, perde, serak, serap akbey, tüten duman
Bir hayalin gölgesinde güneşleniyoruz
Tutmuyor neşesi kendisiyle
Bir perde üstümüzde
Oyuncular seyirci halinde
Şarkılar dilimizde
Tutmuyor sözleri bir öncekiyle
Sen ağzında tüten dumanın seyrinde
Bense dilinin hecelerinde
Mağbet kapılarımın günahkar bekçisi
Bıraktığın sadece ateş!..
Pervane İle Mum
26 Şub 2010 1 Yorum
in Aşk, Edebiyat, Şiir Etiketler:a.tolga akpınar, Alparslan Tolga AKPINAR, ateş, Aşk, can-u ten, haşrolmak, kelebek, kelebek ile mum, Mesnevi, Mevlâna, mum, pervane ile mum, sufi, sufism, tolga akpınar, yanmak, Şems, şem-u pervane, şem-u vû pervane
Ben bir pervaneyim mum’ u arıyorum.
Mum’ un nûr’una kanat çırpıyorum.
Maksadım aydınlanmak değil nûrdan …
Yanmak için can atıyorum.
Can bir değil mi, canımı cana katmak istiyorum.
Kanat çırpmak zor değil…
Zor olan kanadı çırpıp da nûr’a varamamak.
Zor olan mum’a varıp da nûrda yanamamak.
Bir olan can’ a haşr olamamak.
İman ile gayret varsa bir işte,
Sonu mum’ a kavuşmaktır işte
Kavuşmakla bitmez ki sadece işte …
Mesele yanmaktır mum’ un fitilindeki ateşte …
Mum da yanan ateş tanıdıktır.
Ayrılmış candaki bir kıvılcımdır.
Kıvılcımın kaynağı mum daki kaynaktır.
Haşrolmak ise kaynakta yanmaktır… More
Gidersen
25 Kas 2009 2 Yorum
in Aşk, Mektup Etiketler:alper akpınar, ateş, Ayrılık, Aşk, Ağlamak, Ölüm, çöl, facebook, Gidersen, Gitmek, hayat, hüzün, kalp, kan, karanlık, ruh, Sinestezi E Dergi, su, taş, vaha, Yalnızlık
Gidersen üzülürüm, ağlarım biraz, üşürüm. Soğurum hayattan, yalnız kalırım, ölürüm belki. Uykum gelir, hissiz kalırım, sensiz kalırım, ruhum gider. Acı çekerim, ağlarım, gözlerim gider. Göremem, işitemem, dokunamam, aç kalırım, susuz kalırım, aysız güneşsiz kalırım. Gitme!
Gidersen yarım kalırım, seni özlerim, tutunamam, düşerim. Gidersen her parçam ayrı düşer, bedensiz kalırım, nefessiz kalırım. Ağlarım, bir çölde vaha olur, o vahada okaliptüs ağaçları büyür, ağlarım, yaşsız kalırım. Ağlarım, tüm çöllerde vaha olur, gözyaşlarım kurur, gözsüz kalırım. Gidersen sensiz kalırım. Gitme! More
Ateş dondu!
20 Eki 2009 3 Yorum
in Aşk, Serbest Yazı Etiketler:alper akpınar, ateş, Aşk, bu kalp seni unutur mu, buz, donmak, ezel, gözlerin, gül, gülümsemek, kalp, kelebek, korku, sen

Midemde uçuşan kelebekler öldü, cesetleri kalbime gömüldü. Şimdi her kalp atışımda mezarları sızlıyor.
Eskiden gülümserdin, ısıtırdın içimi. Yine de korkardım sana yaklaşmaya, ateşin yakar diye. Uzaklaşamazdım da, özlerdim. Dudağının kenarı yukarı doğru azıcık kıvrılacak da ben göreceğim diye gözlerimi çıkarıp da sana vermeye hazırdım. Elimi hiç bırakmayasın diye, elimi kesip de eline tutuşturabilirdim, o zaman korkardın.
Nar-ı Aşk II
28 Eyl 2009 3 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:alev, alper akpınar, ateş, Aşk, gül, kan, leyla, mecnun, sevmek, tren, Yalnızlık, züleyha, Şiir

Yoksulluğuma eklendi yokluğun!
Bir trenin katarları gibi ardarda geliyor yalnızlık,
Ne bir garda durduğu var, ne bir yolcu aldığı,
Ne -olur ya- sensizliğe bir çare bulduğu.
Bir gül gibi güzelsin, gül gibi çekingen, gül gibi alev alev.
-Olur gibi değil ya- sen de sev! More
Mektup
11 Eyl 2009 1 Yorum
in Aşk, Mektup Etiketler:alper akpınar, ateş, aydınlık, Aşk, Özlem, dünya, gökyüzü, güneş, gece, kalp, kar, yaşam
Aziz güneşim;

Sen geceme doğduğundan beri aydınlandı dünyam, her şeyi daha güzel görüyorum, ama sana bakamıyorum. Gözlerim yanıyor sana bakınca, bir ayrı parlıyorsun, her yere ışık verirken gözlerime meydan okuyorsun. Dünyamı yeşerten sensin, ruhumu ısıtan sen. Kalbimdeki buzları da sen erittin, aziz güneşim. İyi ki geldin. More
Çoktan kül olmuşum, nasıl tutuşturayım alevi yeniden?
04 Haz 2009 Yorum yapın
in Aşk, Edebiyat Etiketler:alev, alper akpınar, ateş, Aşk, doğmak, doğu, gökyüzü, gönül, güneş, kül, nefes

Sabah, kızıl güneşin doğudan kendini göstermesiyle başlar. Doğu alev alev yanar, güneş yükseldikçe azalır alevler, ve ayrılınca güneş ufuk çizgisinden, alevler de söner. Yine alevlere boğulur gökyüzü, güneş hazırlanmaya başlayınca terketmeye gökyüzünü.. Kimi zaman koyu gri dumanlarla da örter gökyüzünü. Sonra ateş söner, alevler gider ve gün de biter.
Ebed ya Hu!
21 Nis 2009 4 Yorum
in Aşk, Deneme Etiketler:alper akpınar, ateş, Aşk, güneş, gece, ruh, Şiir, İnsan
Aşk; ki vardır, gerisi teferruat. Az kalsın elim bir yanlışlıktan dönüyordum aşık olmayarak! Soyu tükendi çoktan gezgin şairlerin, böylece sonu geldi, gerçek aşk şiirlerinin!
Aşk; ki önce insanı şereflendirdi. Bilemedi insan yüreğindeki bu derdi. Su, güneş, ateş, toprak, ağaç, insan ve evren birdi. Affet ulu tanrım, onlar bilmiyorlardı! Devasa bir dağdan koca bir kaya kopar gibi, gönüllerinden parçalar koparıyorlardı.
Suç ve ceza
06 Nis 2009 2 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:alper akpınar, ateş, Aşk, Ceza, kalp, kan, köz, sen, sevilmek, sevmek, suç, suç ve ceza, suçlamak, umman, yangın, Şiir
Seni seviyorsam benim suçum değildir!
Öyle garip bakma ne olur bana
Zülfün yüzündeyken güzelsin işte
Gözlerin benziyorsa göğe, ummana
Ellerini tutmak benim suçum değildir.
More
Biz ne ara mutluyduk, hatırlar mısın?
22 Mar 2009 Yorum yapın
in Aşk, Başkaldırı, Felsefe, Psikoloji, Serbest Yazı, Sosyoloji Etiketler:alper akpınar, Anne, ateş, Aşk, Ölüm, Baba, Düşünmek, gökdelen, gökkuşağı, gökyüzü, hayat, kahve, kalp, kirlenmek, paylaşmak, sevgi, Sevgili, toprak, Yalnızlık, yaşam, yaşamak, zenginlik, İnsan

Gidip kendime kahve alacağım hayatım, sen de ister misin? Belki yüreğimizi yeniden ısıtmaya yardımcı olur!
Sevdiğimiz zaman gösterirdik sevdiğimizi, bir zamanlar. Annemize sarılır, öperdik yanaklarından. Babamız bizi sırtına alır gezdirirdi. O zamanlar henüz gökdelenler yoktu. Delememişti kimse göğü, ve hala bir şansımız vardı zıplayarak gökkuşağına erişmek için.
Tüm susuşlarım sanadır
14 Şub 2009 Yorum yapın
in Aşk, Şiir Etiketler:14 şubat, alper akpınar, ateş, Aşk, Ölüm, Haykırmak, hüzün, kalp, love, ses, Sevgili, susmak, susuş, Şiir

İçimde ateşinin yaktığı her neyse
parçalayarak ruhumu
kanatır.
Haykırışlarım kaderime, tüm susuşlarım sanadır.
Ölümüme ferman yazsaydın, bu kadar acı vermezdin bana.
Zehri lime lime etse de bedenimi, her bir hücremi yaksa da
Gönlüme engel olamasam da, yüreğimden oluk oluk kanlar aksa da
Ey güzeller güzeli, söyleyemesem de, aşığım sana! More
Terkediş
12 Şub 2009 Yorum yapın
in Şiir Etiketler:aldatmak, ateş, Ayrılık, çıldırmak, çıldırış, Başkaldırı, kaybetmek, küller, keder, korkulu kurgular, sahte düşler, terkediş, tolga akpınar, umarsızlık, vahşilik, yangın, yaşanmamış günler, şiddet
En sahte düşlerin tezahürü
En korkulu kurguların sahnelenişi
Yaşanmamış günlerin kaybedilişi
Umarsızlığın başkaldırısı…
Öyle bir terkediş ki, yüreğim yanıyor.
Öyle bir terkediş ki, gözlerim ağlıyor.
Aldatmanın en vahşicesi
Çıldırışların en şiddetlisi
Kaybetmenin en kederlisi
Terketmenin en alçakcası
Öyle bir terkediş ki, yüreğim yanıyor.
Öyle bir terkediş ki, gözlerim ağlıyor. More
Rüyaların Efendisi
07 Şub 2009 Yorum yapın
in Başkaldırı, Deneme Etiketler:ateş, Ölüm, çelik kılıç, ölümlü, büyü, büyülü ezgi, Dream, efendi, etkileyici, gökyüzü, göğüs germek, kan kokan rüzgar, kin, kutsal, kırbaç, lord, lord of dreams, mahşerin dört atlısı, nefret, parçalamak, rüya, rüyaların efendisi, serhan yüksel, tılsımlı kolye, şeytan, ıssız bir çöl
Mahşerin dört atlısı gibi yüreğimden kopup gelen dört isyankar dürtünün etkisiyle tüm kinimi ve nefretimi ölümlülerin üstüne kustum. Onur, zafer, ihanet ve nefret; işte beni ay ışığı altında kurdun gözü gibi parlayan çelik kılıcımla gökyüzünü parçalamaya yeltendiren dört kutsal duygu. Ölümsüzlüğün kanadında gelen mağlubiyeti kabul etmeyip, tüm savaşçılar gibi, zafer naralarıyla uçan atlılarıyla saldıran şeytanın elçisine göğüs gerdim. Damarlarımda dolaşan ölüm bana cesaretin, gücümün yetmediği kara gözlü iblisler ise zaferin kaynağını verdiler. Issız bir çölde rüzgar bağışlanmak isteyen ruhlar gibi sürünürcesine eserken her bir tanesi akrep iğnesi kadar acı veren kumlar tüm vücudumda bir kırbaç gibi şakırdıyordu. More
Nar-ı Aşk
16 Oca 2009 Yorum yapın
in Aşk, Şiir Etiketler:alper akpınar, ateş, Aşk, Ölüm, death, die, fire, love, lovesickness, romance, sevgi, Sinestezi, yar
Demir, pas,
İs, tuz,
Ölüm, yas,
Saz, kopuz,
Aşk!
Yara et bedenimi, kes kör bıçağınla
Kanat, kanat, tuz bas yaralarıma
Yak sonra bedenimi, gözlerime mil çek
Yüreğimi sensizlikle acıtma bir tek!
Ateş yüzünü aydınlatıyordu. Gölgeler küçük iblislere dönüşerek bedeninde ve etrafında oynaşırlarken, yaktığı ateşin kalbine diktiği gözlerini yavaşça, kaldırdı.. “Çok zaman geçti” diye mırıldandı kendi kendine. Uzaklardan esen rüzgar alevin de etkisiyle iyice kırmızılaşan saçlarını hafifçe oynatıyordu. Gülümsedi bir çocuğun masumluğuyla.. Hoşuna gitmiş olmalıydı rüzgarın okşayışı. Belki annesini hatırlamıştı; dokunuşlarını. Yanından hiç ayırmadığı kılıcına baktı, kim bilir kaç kız çocuğunu yetim bırakmıştı. Aslında fazla üzüldüğü de söylenemezdi. Kim vardı ki günahsız yaşayan? Kuzeyin vahşi topraklarından ayrılalı çok olmuştu. Bir savaşçı olarak doğmamıştı ama ettiği intikam yemini tanrıların dikkatini çekmiş ve ona bu büyük yetiyi kazandırmışlardı bir gece ansızın. 







SON YORUMLAR