Korkunç bir Cuma günüydü. Kim korkutmuştu beni bu kadar? Daha sekiz yaşında küçücük bir çocuktum, dünyada olup bitenlerden uzaktan yakından alakam yoktu. Varsa yoksa oyun oynamaktı hayat. Büyüyünce para kazanmam gerektiğini biliyordum. Param olunca hepsiyle çikolata şeker alacaktım. Bence babam parasını doğru harcamıyordu. Parasını dünyanın en tatlı şeyine vermektense gereksiz şeylere harcıyordu bu da beni [...]
Mesajlar Etiketlendi ‘Baba’
Çocukluğumun Korkuları
Posted in Deneme, Psikoloji, Serbest Yazı, öykü, etiketlendi abluka, Anne, Ayfer Demirtaş, çekingen, çikolata, çocuk, Baba, bakkal, ben, cadı, canavar, cuma, dünya, elma, fırtına, gerçek, gizli, hayat, istisna, kek, koltuk, korku, korkunç, kırmızı, maske, pamuk prenses, paylaşım, saçmalık, sekiz, sıfat, telaş, Televizyon, uyku, uyumak, yaş, yumurta, şeker, İnsan on Kasım 14, 2009 | 2 Yorum »
Biz ne ara mutluyduk, hatırlar mısın?
Posted in Aşk, Başkaldırı, Felsefe, Psikoloji, Serbest Yazı, Sosyoloji, etiketlendi alper akpınar, Anne, ateş, Aşk, Ölüm, Baba, Düşünmek, gökdelen, gökkuşağı, gökyüzü, hayat, kahve, kalp, kirlenmek, paylaşmak, sevgi, Sevgili, toprak, Yalnızlık, yaşam, yaşamak, zenginlik, İnsan on Mart 22, 2009 | » yorum bırak;
Gidip kendime kahve alacağım hayatım, sen de ister misin? Belki yüreğimizi yeniden ısıtmaya yardımcı olur!
Sevdiğimiz zaman gösterirdik sevdiğimizi, bir zamanlar. Annemize sarılır, öperdik yanaklarından. Babamız bizi sırtına alır gezdirirdi. O zamanlar henüz gökdelenler yoktu. Delememişti kimse göğü, ve hala bir şansımız vardı zıplayarak gökkuşağına erişmek için.
Ah Ayrılık!…
Posted in Biyografi, Sanat, Tiyatro, etiketlendi avrupa yakası, Ayrılık, Baba, beyaz melek, gazanfer özcan, Gönül Ülkü - Gazanfer Özcan Tiyatrosu, hüsnü kuruntu, Hisse-i şayia, Komiser Şekspir, kuruntu ailesi, reşit gürzap, tahsin baba, Tahsin Sütçüoğlu, tayyar, Tiyatro, tolga akpınar on Şubat 18, 2009 | 2 Yorum »
(d. 27 Ocak 1931, ö. 17 Şubat 2009)
Onu tiyatroseverler lise yıllarında oynadığı “Hisse-i Şayia” adlı oyundaki Bican Efendi rolüyle tanıdı. Ardından İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın Çocuk Bölümü’ ne katıldı. 1955 yılında Komedi Tiyatrosu’nda oynadığı Mahallenin Romanı oyunu tiyatro yaşamında önemli bir olay oldu, Reşit Gürzap’ ın rahatsızlanması nedeniyle onun yerine bu oyunda yer alması ve [...]
Sevgili Dedem…
Posted in Aşk, Deneme, Şiir, etiketlendi Ölüm, Sevgili, Hasret, Baba, tolga akpınar, Deneme, Özlem, Ağlamak, yaşlı adam, uzak, güneş, 14 şubat, Şiir, ismet akpınar, dede, büyük baba, sevgili dedem, torun, evlat, akasya, fötr şapka, özlemek on Şubat 14, 2009 | » yorum bırak;
Sen gittin aylar, yıllar oldu… Terkedişin sanki az önce gibi. Toprağa diktiğin fidanlar ağaç oldu, meyvelerini ise canına değsin diye yiyor sevdiklerin. Gölgesinde piknikler yapılıyor, hiç görmediğin çocuklar yani torunların minicik bedenleriyle oyunlar oynuyorlar. Bana ağaç dikmeyi öğretmek için beraber diktiğimiz akasya vardı ya, hani bükülmesin diye duvara iple düğümleyip bağladığın akasya… İşte o akasya [...]
Haykırış
Posted in Mektup, Psikoloji, Serbest Yazı, etiketlendi ay ışığı, Ağlamak, Ölüm, Özlem, Baba, gonca akpınar, Hasret, Hayal, hayat, Haykırmak, Hoşgörü, Küçük kız, korku, Mezar, my father, nur içinde yat, seni çok seviyorum, sevgi, Umut, şen kahkahalar, İnsaf on Ocak 28, 2009 | 4 Yorum »
Şen kahkahalar atan, deli gibi oradan oraya zıplayan küçük kız yok artık karşında. Gözleri ay ışığında buğulanmış, yüreği kan denizinde yüzen bir zavallıyım artık.
Yıllar geçtikçe, törpülediğim umutlarımla karşındayım.
Bak törpüledikçe zamanla yok oldular. İnsafım, sevgim, hoşgörüm, merhametim belki de sana duyduğum özlem…
Sahi neydi onlar?
Hatırlamıyorum bile…
Hatırlamıyorum çünkü sen gittiğinde ben 7 yaşındaydım. Bütün hayallerimi, umutlarımı ve geleceğimi [...]
Açın Kapıyı Ben Geldim!
Posted in Deneme, etiketlendi Anne, Asker, Ölüm, Baba, Gurbet, Hasret, Sinestezi, tolga akpınar, Şehit on Ocak 16, 2009 | » yorum bırak;
Perdeler açık, galiba evdeler, babam bu saatlerde dışarıya çıkmaz, sabah fırına gidip ekmeğini, Ali abiden de gazetesini almıştır. Annem de kesin çalıştırmıştır elektrik süpürgesini. Çok titizdir benim annem. Babamı uyutmaz bu yüzden adamcağız da erkenden uyanır… Benim geldiğimi öğrenseler ne mutlu olacaklar kim bilir. Keşke geleceğimizi haber verseydik, annem o zaman yaprak dolması ile tarhana [...]

