Mektup
11 Eyl 2009 1 Yorum
in Aşk, Mektup Etiketler:alper akpınar, ateş, aydınlık, Aşk, Özlem, dünya, gökyüzü, güneş, gece, kalp, kar, yaşam
Aziz güneşim;

Sen geceme doğduğundan beri aydınlandı dünyam, her şeyi daha güzel görüyorum, ama sana bakamıyorum. Gözlerim yanıyor sana bakınca, bir ayrı parlıyorsun, her yere ışık verirken gözlerime meydan okuyorsun. Dünyamı yeşerten sensin, ruhumu ısıtan sen. Kalbimdeki buzları da sen erittin, aziz güneşim. İyi ki geldin. More
Çoktan kül olmuşum, nasıl tutuşturayım alevi yeniden?
04 Haz 2009 Yorum yapın
in Aşk, Edebiyat Etiketler:alev, alper akpınar, ateş, Aşk, doğmak, doğu, gökyüzü, gönül, güneş, kül, nefes

Sabah, kızıl güneşin doğudan kendini göstermesiyle başlar. Doğu alev alev yanar, güneş yükseldikçe azalır alevler, ve ayrılınca güneş ufuk çizgisinden, alevler de söner. Yine alevlere boğulur gökyüzü, güneş hazırlanmaya başlayınca terketmeye gökyüzünü.. Kimi zaman koyu gri dumanlarla da örter gökyüzünü. Sonra ateş söner, alevler gider ve gün de biter.
Let’s never stop falling in love! – Pink Martini
18 Nis 2009 Yorum yapın
in Aşk, Kültür, Müzik Etiketler:alper akpınar, Aşk, china forbes, falling star, gökyüzü, hang on little tomato, kayan yıldız, let's never stop falling in love, love, parlamak, pink martini, world music, yıldız
Pink Martini, en sevdiğim müzik grubu, ama onun ötesinde dünya müziği yapan belki de en iyi grup. China Forbes’un sesine her dil gidiyor. Az albüm yapıyorlar, ama öz yapıyorlar. Tüm şarkıları farklı ruh hallerinde faydalı olabiliyor. Hüzün ve neşeyi içeriyor aynı anda hepsi de.
Ağlayan şehir
16 Nis 2009 Yorum yapın
in Aşk, Mektup, Serbest Yazı Etiketler:alper akpınar, Aşk, Ağlamak, gökyüzü, gece, nisan, rüya, ruh

Ey gözlerini ruhuma dikip ağlayan şehir! Sabaha kurur mu yüzünde göz yaşların?
Benim derdimi biliyorsun da ondan mı ağlıyorsun? Yoksa neden dökersin incilerini süslenmişken bu kadar? Ay mıdır seni üzen saklanıp arkasına kara bulutun, yoksa gece midir güneşini örten? Nisan mıdır yoksa kalbini kıran, bu kadar neşe saçtığından? Yoksa sen de mi deli divanesin bir güzelin uğruna, senin de mi sevdiğin yanında değil yoksa? Bundan mıdır ağlaman, bundan mıdır yaşlarını dökmen gecenin yarısında?
Ey beni alıp da sarmalayan şehir! Sabaha dizer misin incilerini yeniden gerdanına?
Seni seviyorum!
31 Mar 2009 7 Yorum
in Aşk Etiketler:alper akpınar, Ayrılık, Aşk, Özlem, gökyüzü, güneş, love, rüya, ruh, sevgi, sevmek, Sinestezi, toprak
Koşa koşa gelsem açar mısın kucağını?
Ellerimi uzatsam tutar mısın, ısıtır mısın üşüyen ellerimi sımsıcak, pamuk gibi yumuşak ellerinle? Soğuktan kıpkırmızı olmuş burnumu öper misin, yanaklarıma dokunur musun? Bilir misin, seni seviyorum ben. Bilirsin elbet! Bilmesen gülmezdin üşüyen ruhumu ısıtmak için. Almazdın yumuşacık ellerine minicik kalbimi. Dokunmazdın acıyan yüreğime. More
Yeryüzü Gökyüzüne Yakışmıyor!
24 Mar 2009 1 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:Ay, ayaz, çiğdem yılmaz, gökyüzü, göz yaşı, günah, gece, intihar, köşe başı, kitap, parmak, unutmak, uyumak, yeryüzü, şair, şarap
Hiçbir şairin intihar etmediği bir geceydi..
Ayazdı ay, gökyüzü bulanıktı..
Damarımdaki yalnızlık miktarı boyumu aşmaktaydı..
Bir kadeh şarap içmek şarttı,
Farzdı yırtık kitaplar boyu şiirler okumak..
Hiçbir kalemin kağıda dokunmadığı bir geceydi.. More
Aynı Noktada..Sen Yukarı..Ben Aşağı..
22 Mar 2009 Yorum yapın
in Aşk, Şiir Etiketler:ayak izi, Ayna, çiğdem yılmaz, doğu, gökyüzü, gri sis, kanamak, müptela, mevsim, uçurum, yolcu, zaman dilimi, zıt yönler, şemsiye
Biz seninle dolduramadık hiçbir mevsimi.. Aramızda hep gri sisler vardı..
Aynı yolun zıt yönlerine ilerleyen yolcularıydık aynı zaman diliminde..
Senin gözlerin doğudaydı,
Benimki ise gökyüzünde..
Aramızda kırık bir ayna gibi kaldı sevda..
Üzerimize hep yağmurlar yağdı,
Sen şemsiyelere sığındın her daim,
Benimse yüzüm bulutlara bakardı..
Aynı şehrin havasını solusak da,
Ayak izlerimiz hep farklı taraflaraydı..
Sen yaşama bağlı suretlere koştun hep,
Bense intiharlı şiirlere müptela bir kadın..
Aramızda dipsiz bir uçurum vardı,
Sana doğru adım atsam, yaralarım çıldırasıya kanardı..
(…kanadım…) More
Biz ne ara mutluyduk, hatırlar mısın?
22 Mar 2009 Yorum yapın
in Aşk, Başkaldırı, Felsefe, Psikoloji, Serbest Yazı, Sosyoloji Etiketler:alper akpınar, Anne, ateş, Aşk, Ölüm, Baba, Düşünmek, gökdelen, gökkuşağı, gökyüzü, hayat, kahve, kalp, kirlenmek, paylaşmak, sevgi, Sevgili, toprak, Yalnızlık, yaşam, yaşamak, zenginlik, İnsan

Gidip kendime kahve alacağım hayatım, sen de ister misin? Belki yüreğimizi yeniden ısıtmaya yardımcı olur!
Sevdiğimiz zaman gösterirdik sevdiğimizi, bir zamanlar. Annemize sarılır, öperdik yanaklarından. Babamız bizi sırtına alır gezdirirdi. O zamanlar henüz gökdelenler yoktu. Delememişti kimse göğü, ve hala bir şansımız vardı zıplayarak gökkuşağına erişmek için.
Bahar (II)
20 Şub 2009 Yorum yapın
in Şiir Etiketler:alper akpınar, Aşk, çiçek, bahar, gökyüzü, güneş, hayat, hüzün, kelebek, yaşama sevinci, yağmur, Şiir, şapka, şenlik, İnsan

her bahar gelişinde,
alıp şapkamı güneşten
bir ağacın dalına atıyorum.
kelebekler uçuşuyor,
peşlerinden koşuyorum.
Bahar (I)
09 Şub 2009 3 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:alper akpınar, ateş böcekleri, Ay, Aşk, bahar, gökyüzü, güneş, sevgi, Sinestezi, unutmabeni, uyku, Yalnızlık, yıldızlar, şapka, İnsan

…ve her bahar gelişinde ben
şapkamı güneşe asıp
kendime
unutma beni çiçeklerinden bir yorgan yapıyorum.
Rüyaların Efendisi
07 Şub 2009 Yorum yapın
in Başkaldırı, Deneme Etiketler:ateş, Ölüm, çelik kılıç, ölümlü, büyü, büyülü ezgi, Dream, efendi, etkileyici, gökyüzü, göğüs germek, kan kokan rüzgar, kin, kutsal, kırbaç, lord, lord of dreams, mahşerin dört atlısı, nefret, parçalamak, rüya, rüyaların efendisi, serhan yüksel, tılsımlı kolye, şeytan, ıssız bir çöl
Mahşerin dört atlısı gibi yüreğimden kopup gelen dört isyankar dürtünün etkisiyle tüm kinimi ve nefretimi ölümlülerin üstüne kustum. Onur, zafer, ihanet ve nefret; işte beni ay ışığı altında kurdun gözü gibi parlayan çelik kılıcımla gökyüzünü parçalamaya yeltendiren dört kutsal duygu. Ölümsüzlüğün kanadında gelen mağlubiyeti kabul etmeyip, tüm savaşçılar gibi, zafer naralarıyla uçan atlılarıyla saldıran şeytanın elçisine göğüs gerdim. Damarlarımda dolaşan ölüm bana cesaretin, gücümün yetmediği kara gözlü iblisler ise zaferin kaynağını verdiler. Issız bir çölde rüzgar bağışlanmak isteyen ruhlar gibi sürünürcesine eserken her bir tanesi akrep iğnesi kadar acı veren kumlar tüm vücudumda bir kırbaç gibi şakırdıyordu. More
Benim Gözyaşlarım Daha Sahici
04 Şub 2009 Yorum yapın
in Aşk, Deneme, Edebiyat Etiketler:Ay, Aşk, Ağlamak, bulut, bulut dağları, Deneme, dokunuş, Edebiyat, gök yüzü, gökyüzü, göz yaşı, gülmek, güneş, hüzün, hüzün çiçekleri, mutluluk, rain, seher vakti, tears, tolga akpınar, toprak, umar, umarsız, yanardağ, yağmur taneleri
Gökyüzünden düşen yağmur taneleri, birşey soracağım size, sevginiz, aşkınız var mı yüreğiniz de, yoksa neden düştünüz yere, neden dokundunuz tenime, yüreğime… Toprakla buluşmak mı yegane amacınız, yoksa toprağa mı aşıksınız? Biliyor musunuz ben de düşeceğim sizler gibi bir gün toprağa, kavuşur muyum peki o zaman aşkıma?
Gökyüzünden düşen yağmur taneleri, birşey soracağım size, her ateşi söndürebilir misiniz? Söndürebilir misiniz yangınlarımı da? Yoksa siz de mi yanıyorsunuz için için, siz de yüreği yanmışların ortak göz yaşları mısınız?
Ama aramızda fark var, ben her mevsim ağlarım siz bir mevsim dökülürsünüz, sizin bulut dağlarınız var, benim ise hiç sönmeyen yanar dağlarım. Ben her vakit ağlarım, ay ile güneş buluştuğunda seher vakti, güneşin yolu yarıladığı vakitler öğlenleri, ay’ ın devraldığı nöbeti güneşten her akşam ve umarsız kalır yine ağlarım gecenin kör karanlığında umarsızlığımı yitirmek için, umar’ ım olur gözyaşlarım… More
Dalgakıran
03 Şub 2009 1 Yorum
in Deneme, Edebiyat Etiketler:14 şubat, Ay, Ayrılık, Aşk, Ağlamak, çocuk, balık, bulut, dalga, dalgakıran, Deneme, deniz, gökyüzü, gözyaşı, Hasret, hüzün, hiçbir zaman, kız, meltem, nemli, rüzgar, saç, serhan yüksel, Sevgili, yakamoz, yosun, yıldız, yıldızlar, ıslak
Ay yükselmeye başlamıştı yıldızlar ona eşlik ediyordu çok uzaklardan ama
ışıklarını ona yetiştirerek. Denizin üzerinde küçük balık sürüleri gibi oynaşan yakamozlar uzaklardan kıyıya kadar geliyor, dalgakıranın yosun tutmuş kayalıklarında kayboluyorlardı. Meltem hafifti, okşar gibi esiyordu. Çocuk biraz daha yasladı başını omzuna kızın. Kız da ona doğru biraz daha sokuldu.. Konuşmanın bir anlamı yoktu, meltem, yakamozlar ve ay en güzel aşk kelimelerini fısıldamaktaydılar. Kızın belini biraz daha sıkıca kavradı çocuk ayrılmak istemediği belliydi. Gözlerini açtı hafifçe en derinlerden gelen hüznün dışarı çıkmak istemesiyle.
Kızın saçları hafifçe dalgalanmaktaydı, kendisine az da küçük gelen hırkasından daha çok; çocuğun nefesiyle ısınmak ister gibi sokulmuştu.. Bulutlar hiç acele etmeden sırayla geçtiler üstlerinden.. Ay her bulutun arkasından çıkışında kızın saçları ve gözlerinde parlıyordu ve bu yansıma ayın kendisinden çok daha güzeldi.
More








SON YORUMLAR