Sevgiliye Mektup
28 Mar 2010 Yorum yapın
in Deneme Etiketler:alev alev, Ayrılık, Aşk, Özlem, Deneme, fatoş ceylan, Hasret, hayaller, küçücük bir gülüş, oh dear, oh my dear, Sevgili, sevişme, sigara, Sinestezi E Dergi, takvim, taş duvarlar, ten
Ey Sevgili!..
Görebiliyor musun etrafımda düşlerimi sarmalayan demir parmaklıkları? Hayallerimin uçmasını engelleyen taş duvarları…Alıyor musun keskin küf kokusunu? Soğuğu, yalnızlığı, hasretliği benim kadar içine çekebiliyor musun ey sevgili? Duyuyor musun çaresizliğimin sessiz çığlıklarını? Sıkışıp kaldığım suskunlukta sayabiliyor musun ilerleyemeyen adımlarımı?
Söyleyemediğim sözler boğazımda düğüm düğüm… Alamadığım acı bir nefes göğsümü acıtan, ellerim, titreyen ellerim bomboş kaldı havada aşkını yakalamaya çalışan. Sürgün misali geceler sabahları olmayan. More
Yoksun
15 Mar 2010 1 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:Ağlamak, Özlem, bahane, ben, boş sokaklar, dil, erkan mercan, Hasret, kalp, kardelen, kelime, sen, yoksun
Yoksun diye ağladım boş sokaklarda..
Hüzün sardı hep yalnızlıklarda..
Kalbimin ucuna kadar gelen kelimeler,
Dilimin ucuna gelmek için bahane aradılar,
Ama bulamadılar onlar da..
Kardelenler bile o beyaz örtüyü yırtıp güneşi gördü ama, More
Hüzünperest Akşamlar
07 Kas 2009 2 Yorum
in Aşk, Edebiyat, Şiir Etiketler:acı, akşam, akıl, Ayfer Demirtaş, Ayrılık, Aşk, bekar, buhar, düş kırklığı, dost, Duman, duş, ev, fotoğraf, Hasret, Hayal, hayal kırıklığı, hüzün, hüzünperest, kadim, kapı, kasvet, kasvetli, kasım, mazi, müdavim, oda, sigara, sinsi, sinsice, soğuk, su, tutku, unutmak, yalnız, yaşam, yoldaş
Kasımla birlikte çalar kapıları
Hüzünperest akşamlar
Bekar evlerinin müdavimi
Yalnızların en kadim dostu
Hüzünperest akşamlar
Bazen bir sigaranın dumanında
Bazen de kaynayan suyun buharında
Sinsice dağılırlar kasvetli soğuk odalara More
Anafor
27 Tem 2009 2 Yorum
in Aşk, Edebiyat Etiketler:alper akpınar, Aşk, Özlem, Hasret, korku, love, rüya, sen, sevmek, Sinestezi, Yalnızlık

Ne zaman baksan bana, aklımı yitiriyorum gözlerinin içinde. Gözlerindeki anaforlar beni de çekiyor, gözlerimi kaçırıp özlemine sığınıyorum, kurtarıyorum kendimi. Özleminle tutuşup yine de kül olmuyorum gözlerinin serinliği ile. Gözlerini görmesem yanardım, bırakıp gitmesen boğulurdum. Ne seninle olmayı becerebiliyorum, ne sensiz kalabiliyorum büsbütün. Oysa bilsem ki o gözler bir tek bana öyle bakacak, bir tek ben boğuşacağım o gözlerin içindeki anaforla; sesine, nefesine sığınıp hayatta kalırdım; senin olurdum. More
Ben Ömrümde…
03 Nis 2009 2 Yorum
in Aşk, Edebiyat, Şiir Etiketler:an, anlatamamak, anlatmak, Ayrılık, Aşk, Özlem, çile, ömür, ben, dert, ebedi, ezeli, gülşah üremli, güneş, gel, Hasret, kin, melek, mevsim, mutluluk, ruh, sen, sevda, sevgi, zaman, Şiir, ışık
Ben ömrümde bir tek mutluluk bulabildim, sadece bir tek…!
Ne bir hafta, ne bir ay ne de bir yıl,
Ne bir mevsim, ne bir zaman,ne bir başka an…!
Bir tek güneş, güneş gibi doğdu karanlıklarımın üstüne.
Bir tek o gün ışık, ışık gibi parladı ruhumun derinliğine. More
Bir yalnızlık ‘sen’fonisidir şimdi bütün notalar, artık her perde arkasında bir şarkı ağlar…
16 Şub 2009 4 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:alkol, Ayrılık, Aşk, Özlem, çiğdem yılmaz, Coğrafya, hafıza kayıpları, Hasret, imkânsız, koku, mülteci, mesai, mevsimler, unutmak, yağmur mesaisi, yokluk, ıslak bir iç geçiriş
” Mevsimlerden ‘kalbi kırık bir bahardı’
Ve ne hikmetse on üçüncü cumaya denk gelmişti gidişin..
Bense bunu tanrının 1 nisan şakası zannetmiştim..
Ama artık anladım ki ‘sen’ gibi gerçekti bu ayrılık da..
İçinde ne bir geri geliş vardı,
Ne de yaramaz bir çocuğun masum gülüşü..
İşte, böyle başladı lanet bir aşka hapsedilişim.. ”
Yağmur mesaisine kalıyor artık gökyüzü her daim..
Her daim ıslak bir iç geçiriş oluyor hayalin gözlerimde..
Uçurum diplerine saklanıyorum çaresiz,
Ve sessiz ‘imdattt!’ çığlıkları atıyorum denize taş niyetine..
Sensiz kalma korkuları biriktirmiştim ya çocukluğumun ıslah evlerinde,
Şimdi onları içimin küflü duvarlarına asıyorum..
Ürktüğüm uzakların seyrine bırakıyorum kimsesizliğimi..
Ve bir mülteci gibi kalıyorum yokluğunun coğrafyasında..
Suskunluğuna direniyor da ruhum,
Kokun olmadan anlaşamıyor tenimle asla.. More
Sadece Sen Gör Diye…
15 Şub 2009 Yorum yapın
in Aşk, Psikoloji, Serbest Yazı, Şiir Etiketler:Ayna, azap, Aşk, Gülnur ünal, Hasret, sen, tebessüm, yürek, yorgun
Aşkındı yücelten, sendin beni güzel yapan
Gözünde güzeldim aynada değil!
Kırıldı aynalar gönlüm gibi,umudum gibi
Her şey biter, dünya durur, göz görmez, yürek atmaz ya
Öylece kalakaldım…
Sensiz silindi her şeyin değeri gözümden
Bu donuk gözler, anlamsız bakışlar
Sadece beni yaşatmaya yarayan bu kalp
Sana gitmediği için isteksiz atılan adımlar,
Yorgun, çaresiz bu beden More
Sevgili Dedem…
14 Şub 2009 1 Yorum
in Aşk, Deneme, Şiir Etiketler:14 şubat, akasya, Ağlamak, Ölüm, Özlem, özlemek, Baba, büyük baba, dede, Deneme, evlat, fötr şapka, güneş, Hasret, ismet akpınar, Sevgili, sevgili dedem, tolga akpınar, torun, uzak, yaşlı adam, Şiir
Sen gittin aylar, yıllar oldu… Terkedişin sanki az önce gibi. Toprağa diktiğin fidanlar ağaç oldu, meyvelerini ise canına değsin diye yiyor sevdiklerin. Gölgesinde piknikler yapılıyor, hiç görmediğin çocuklar yani torunların minicik bedenleriyle oyunlar oynuyorlar. Bana ağaç dikmeyi öğretmek için beraber diktiğimiz akasya vardı ya, hani bükülmesin diye duvara iple düğümleyip bağladığın akasya… İşte o akasya bile kocaman oldu, avlunun en çok gölge veren ağacı oldu. Attığın düğümü çözmedik, son attığın düğüm diye… Bazen o düğüme bakıp bakıp ağlıyorum. Biliyor musun bize üzerinde oturup anılarını anlattığın, bize hayatı öğrettiğin sandalye ve masa hala yerinde duruyor. Sadece kış aylarında kalıdırıyoruz zarar gelmesin diye… Hala kulaklarımda sesin, biz minicikken oyun oynadığımız dar sokakta bize seslenişin “akşam ezanı okunuyor artık eve gel” deyişin… Kokun ise burnumdan hiç gitmiyor, ne güzel kokardı tenin… Kafamı koyup uykuya daldığım göğsünün yumuşaklığını ise hiçbir yastıkta bulamıyorum… More
Gönderilmemiş Mektuplar – 1
13 Şub 2009 2 Yorum
in Aşk, Mektup Etiketler:14 şubat, ata göktuğ, Aşk, Özlem, derin sızı, doğum günü, fikrimin ince gülü, gönderilmemiş mektuplar, gözyaşı, gizli yara, hasbihal, Hasret, hüzün, iş tulumu, kavrulan dudaklar, selam eder gözlerinden öperim, Sevgili, unsent letters, uzun zaman
Ey gizli yaram, ey derin sızım; evvel mahsus selam eder, gözlerinden öpmek isterim. Lakin öpemem, dokunamam bile. Bilirim ki yanar kavrulurum. Sen öyle bir ateşsindir ki ismini anarken kavrulan dudaklarım, tutuşan yüreğim iyi bilir korunu..
Uzun zaman oldu hasbihal etmeyeli, sen nasılsın görüşmeyeli? Ben aynıyım, aynı benim. Biraz saçlarım döküldü, biraz belim büküldü. Uzağı da seçemiyorum gözlüksüz. Mide ağrılarım stresten, baş ağrım düşünmektenmiş güya. Hekimler de baştan savar oldu..
Sen nasılsın görüşmeyeli? Hala gülüyor mu gözlerinin içi, hala hayat dolu musun? Bak hayat yormuş Serdar’ı, Fatih’e de yalan söylemiş. Ben de artık güvenmiyorum. More
Dalgakıran
03 Şub 2009 1 Yorum
in Deneme, Edebiyat Etiketler:14 şubat, Ay, Ayrılık, Aşk, Ağlamak, çocuk, balık, bulut, dalga, dalgakıran, Deneme, deniz, gökyüzü, gözyaşı, Hasret, hüzün, hiçbir zaman, kız, meltem, nemli, rüzgar, saç, serhan yüksel, Sevgili, yakamoz, yosun, yıldız, yıldızlar, ıslak
Ay yükselmeye başlamıştı yıldızlar ona eşlik ediyordu çok uzaklardan ama
ışıklarını ona yetiştirerek. Denizin üzerinde küçük balık sürüleri gibi oynaşan yakamozlar uzaklardan kıyıya kadar geliyor, dalgakıranın yosun tutmuş kayalıklarında kayboluyorlardı. Meltem hafifti, okşar gibi esiyordu. Çocuk biraz daha yasladı başını omzuna kızın. Kız da ona doğru biraz daha sokuldu.. Konuşmanın bir anlamı yoktu, meltem, yakamozlar ve ay en güzel aşk kelimelerini fısıldamaktaydılar. Kızın belini biraz daha sıkıca kavradı çocuk ayrılmak istemediği belliydi. Gözlerini açtı hafifçe en derinlerden gelen hüznün dışarı çıkmak istemesiyle.
Kızın saçları hafifçe dalgalanmaktaydı, kendisine az da küçük gelen hırkasından daha çok; çocuğun nefesiyle ısınmak ister gibi sokulmuştu.. Bulutlar hiç acele etmeden sırayla geçtiler üstlerinden.. Ay her bulutun arkasından çıkışında kızın saçları ve gözlerinde parlıyordu ve bu yansıma ayın kendisinden çok daha güzeldi.
More
Bu Kalp O’nu Unutmaz
31 Oca 2009 Yorum yapın
in Aşk, Deneme, Serbest Yazı Etiketler:Aşk, bu kalp seni unutur mu, erkan mercan, Hasret, kalp, kendini kandırma, O, rüya, sevda, sevgi, unutamamak, unutmak, vurgun, şarkı

Bir rüyanın sabahında ne yaptığımı bilmez halde buluyorum kendimi. “Unuttum” dediğimden beri 3 ay geçti. Ama unuttuğum O değildi. Vurgun yiyen gönlümün sesini kesemeyeceğim gerçeğiydi.
Bu aklıma geldikçe de kendimi kaybediyorum. Onu yitirmiş olmanın üzüntüsü deli ediyor beni. Tanınmaz hale geliyorum. Biliyorum. Sevmem lazım, içime sığmayan sevgimi birine vermem gerekiyor. Yalnız bunu söylerken de unutuyorum bir gerçeği. Kimseyi koyamayacağım yerine, onun gibi olmayacak kimse. Ona benzemeyecek. Onun gibi konuşup onun gibi gülmeyecek. Kimseye de haksızlık edemeyeceğim ona benzemiyor diye. Oyalayamayacağım başkasını. Biliyorum unutamayacağım onu ve belki de asla aşık olamayacağım bir daha. More
Haykırış
28 Oca 2009 4 Yorum
in Mektup, Psikoloji, Serbest Yazı Etiketler:ay ışığı, Ağlamak, Ölüm, Özlem, Baba, gonca akpınar, Hasret, Hayal, hayat, Haykırmak, Hoşgörü, Küçük kız, korku, Mezar, my father, nur içinde yat, seni çok seviyorum, sevgi, Umut, şen kahkahalar, İnsaf
Şen kahkahalar atan, deli gibi oradan oraya zıplayan küçük kız yok artık karşında. Gözleri ay ışığında buğulanmış, yüreği kan denizinde yüzen bir zavallıyım artık.
Yıllar geçtikçe, törpülediğim umutlarımla karşındayım.
Bak törpüledikçe zamanla yok oldular. İnsafım, sevgim, hoşgörüm, merhametim belki de sana duyduğum özlem…
Sahi neydi onlar?
Hatırlamıyorum bile…
Hatırlamıyorum çünkü sen gittiğinde ben 7 yaşındaydım. Bütün hayallerimi, umutlarımı ve geleceğimi götürdüğünde tam 7 yaşındaydım baba..!
Açın Kapıyı Ben Geldim!
16 Oca 2009 Yorum yapın
in Deneme Etiketler:Anne, Asker, Ölüm, Baba, Gurbet, Hasret, Sinestezi, tolga akpınar, Şehit
Perdeler açık, galiba evdeler, babam bu saatlerde dışarıya çıkmaz, sabah
fırına gidip ekmeğini, Ali abiden de gazetesini almıştır. Annem de kesin çalıştırmıştır elektrik süpürgesini. Çok titizdir benim annem. Babamı uyutmaz bu yüzden adamcağız da erkenden uyanır… Benim geldiğimi öğrenseler ne mutlu olacaklar kim bilir. Keşke geleceğimizi haber verseydik, annem o zaman yaprak dolması ile tarhana çorbası yapardı bize. Bizim yaprakları köyden ninemle dedem yolluyor, taptaze yani. Tarhana` da hazır tarhana değil annem kendi yapıyor. Titiz olduğu kadar hamarattır da benim annem. Tek oğullarıyım ya benim üzerime çok düşerler. Hep benim dediğim yemeği yapar annem. Babam bu yüzden kıskanır beni.
Boynumda bir ağrı, aşığım…
16 Oca 2009 Yorum yapın
in Aşk, Edebiyat Etiketler:Ayrılık, Aşk, Hasret, kalp, sevgi, Sevgili, Sinestezi, Stres

Boynumda bir ağrı, omzuma doğru..oturunca da, yatınca da, ayakteyken de hissettiriyor kendini. İçimde bir başka şey, tarif bile edemiyorum. Boyun ağrısı aşırı stres sonucu oluşuyormuş çoğunlukla, modern çağın hastalığıymış, en büyük ilacı stresi azaltmakmış. Stres ne bilmiyorum aslında, uyuyamıyorum misal, belki budur stres. Yatakta iki saat dönüp kalkıp bir şeylerle uğraşıyorum.
Gitti Sevgili
14 Oca 2009 Yorum yapın
in Serbest Yazı Etiketler:Aşk, dünyanın öbür ucu, esinti, Gitmek, gitti sevgili, gonca akpınar, Gurbet, Hasret, kolay değil, Sevgili, Sinestezi, uzak, zaman, şarkı
Gitti sevgili…
Yine uzaklara hem de bu seferki en uzağa…
Dünyanın öbür ucuna…
Kolay değildi beklemek, kolay değildi yastığını kurutmak, ıslandığında her gece… Her anını onunla yaşıyormuş gibi onu düşünmek…
Her şarkıda hüzünlenmek hıçkırıklarla…
Onu her andığında nefes alamamak yürek sızısından…
Sadece bir an için yüzüne vuran her esintide onun kokusunu duymak ve içine çekmek deli gibi…










SON YORUMLAR