Kalp Arsızdır
13 Nis 2010 1 Yorum
in Deneme Etiketler:acı, arsız, arzu, Aşk, çocuk, öfke, beklenmedik, ben, dans, Deneme, dudak, eş ruh, göz, gözlerin, güneş, güzellik, hain, hamle, hayat, hırçın, ipeksi, kalp, kırılgan, Melek Mızrak, perde, romantik, ruh, sarılmak, sen, sevecen, Sevgili, sımsıcak, tango, Tanrı, ten, tutku, uçucu, umarsız, Yalnızlık, yol, şeffaf, İnsan
Hani bazı güzellikler insana hayatında bir-iki kere sunulur ya? Sen de benim hayatımdan geçerken uğradığın o gün yaşantıma güneş doğmuş aslında. Kalp arsızdır, birine kaydığında zannedersin ki umarsızca açtığın kalp ömür boyu kalacak orada. Ama gözlerinin önünde uçuşup duran perdeler indiğinde eş ruhunu bulamayan kalp yeniden yollara düşer bakmadan ardına.
Aşk çocuktur, umarsızdır; aşk uçucudur, şeffaftır; aşk hırçın, bir o kadar da haindir. More
Ait..
29 Mar 2010 1 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:aitlik, Aşk, boşluk, durağanlık, gark, gıcırtı, hayat, sessizlik, teoman alçı, Yalnızlık
Boşluğun omuzlarında gergin bir ağırlığa dönüşmediği,
Sessizliğin ruhunu derin gıcırtılara gark etmediği
Yine Vurgunlardayım
25 Ara 2009 Yorum yapın
in Şiir Etiketler:Alparslan Tolga AKPINAR, anlamsız, çaba, çaresiz, üzüntü, beddua, cesur, dünya, düşünce, düşman, dost, dur, fikir, göz, güç, gel git, git, hayat, huzur, kaçmak, karar, keder, kıta, lanet, merhamet, nafile, sessiz, sinsi, suskun, tebessüm, tolga akpınar, umarsız, umursamak, Umut, vurgun, yalnız, Yalnızlık, yalvarmak, zaman, zevk
Yine vurgunlardayım, gel gitler değiyor içime
Suskunum, sonucu olmayan fikirler yürütüyorum
Düşüncelerim de sessiz dilim gibi, bir o kadar çaresiz
Üzüntülerim anlamsız, üzüntülerim yalnız.
Cesur düşmanları var dermanımın, cesur ve düşman.
Kederlerime merhamet etmez onlar, merhametsizdirler.
Umurlarında olmaz tebessümler, yarına olan umutlar.
Zevkleri huzur bozmak, umarsız bırakmaktır.
Hayatın umarsızlığı, umarsızlığın hayatıdır onlar. More
Gidersen
25 Kas 2009 2 Yorum
in Aşk, Mektup Etiketler:alper akpınar, ateş, Ayrılık, Aşk, Ağlamak, Ölüm, çöl, facebook, Gidersen, Gitmek, hayat, hüzün, kalp, kan, karanlık, ruh, Sinestezi E Dergi, su, taş, vaha, Yalnızlık
Gidersen üzülürüm, ağlarım biraz, üşürüm. Soğurum hayattan, yalnız kalırım, ölürüm belki. Uykum gelir, hissiz kalırım, sensiz kalırım, ruhum gider. Acı çekerim, ağlarım, gözlerim gider. Göremem, işitemem, dokunamam, aç kalırım, susuz kalırım, aysız güneşsiz kalırım. Gitme!
Gidersen yarım kalırım, seni özlerim, tutunamam, düşerim. Gidersen her parçam ayrı düşer, bedensiz kalırım, nefessiz kalırım. Ağlarım, bir çölde vaha olur, o vahada okaliptüs ağaçları büyür, ağlarım, yaşsız kalırım. Ağlarım, tüm çöllerde vaha olur, gözyaşlarım kurur, gözsüz kalırım. Gidersen sensiz kalırım. Gitme! More
Gitmekle kalmak arasında
14 Kas 2009 4 Yorum
in Aşk, öykü Etiketler:alper akpınar, Araf, Ayrılık, Aşk, Ölüm, Edebiyat, Gitmek, gramofon, kalmak, kalp, kılıçtan keskin, masa, plak, rüya, Yalnızlık

Gitmekle kalmak arasında, bir yukarı bir aşağı, bir sağdayım, bir solda.. Elimde eski bir gramofondan kalma küçücük bir parça, onunla ne yapacağımı bilmiyorum, sallayıp duruyorum. Sanıyorum bir gramofon iğnesi bu, plağın yüreğine vurup onu inleten şey bu olsa gerek. Yüreğime vurup beni inleten şeyin varlığını sorguluyorum, bir yukarı bir aşağı, bir soldayım bir sağda..
Sonra Çıkageldi Hayat !
19 Eki 2009 1 Yorum
in Başkaldırı, Edebiyat, Şiir Etiketler:a.tolga akpınar, Aşk, deniz, duş, güneş, gece, hayat, hüzün, karanlık, keder, mutsuzluk, sonra çıkageldi hayat, tolga akpınar, Umut, umutsuzluk, Yalnızlık, yaşam

Bulutlar lacivertin en koyusuydu !
Ben ise renksizdim …
Deniz köpürüyordu …
Ben ise durgundum!
Dinlenen en hit parça uğultuydu !
Ben ise sağırdım !
Tenimi ıslatıyordu gökyüzünün gözyaşları,
Ben ise kuruydum ! More
Nar-ı Aşk II
28 Eyl 2009 3 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:alev, alper akpınar, ateş, Aşk, gül, kan, leyla, mecnun, sevmek, tren, Yalnızlık, züleyha, Şiir

Yoksulluğuma eklendi yokluğun!
Bir trenin katarları gibi ardarda geliyor yalnızlık,
Ne bir garda durduğu var, ne bir yolcu aldığı,
Ne -olur ya- sensizliğe bir çare bulduğu.
Bir gül gibi güzelsin, gül gibi çekingen, gül gibi alev alev.
-Olur gibi değil ya- sen de sev! More
Anafor
27 Tem 2009 2 Yorum
in Aşk, Edebiyat Etiketler:alper akpınar, Aşk, Özlem, Hasret, korku, love, rüya, sen, sevmek, Sinestezi, Yalnızlık

Ne zaman baksan bana, aklımı yitiriyorum gözlerinin içinde. Gözlerindeki anaforlar beni de çekiyor, gözlerimi kaçırıp özlemine sığınıyorum, kurtarıyorum kendimi. Özleminle tutuşup yine de kül olmuyorum gözlerinin serinliği ile. Gözlerini görmesem yanardım, bırakıp gitmesen boğulurdum. Ne seninle olmayı becerebiliyorum, ne sensiz kalabiliyorum büsbütün. Oysa bilsem ki o gözler bir tek bana öyle bakacak, bir tek ben boğuşacağım o gözlerin içindeki anaforla; sesine, nefesine sığınıp hayatta kalırdım; senin olurdum. More
Özlemek
03 Tem 2009 2 Yorum
in Aşk, Mektup, Serbest Yazı Etiketler:alper akpınar, Aşk, Özlem, özlemek, gözler, sen, sevmek, Yalnızlık, yürek
Sığmıyor, taşıyor yürek yerinden, çıkmak istiyor, ayrılmak istiyor bedenden. Senin yerine konulacak hiçbir şey yok, sen yoksun, özlüyorum.
Özlemenin güzel şey olduğunu söyleyenler var, seni özlemek hiç güzel değil. Senin yanında olmak istiyorum, senden uzak olmaktan nefret ediyorum. Hatırımdan bir an bile çıkmıyorsun, gözlerimde bir belirip bir kayboluyorsun.
Bağ Bozumu Sonrası
22 Nis 2009 Yorum yapın
in Aşk, Şiir Etiketler:ahmet yılmaz tuncer, Aşk, Ölüm, çıplak, bahar, damla, dünya, doğum, hürriyet, kalp, rüzgar, sessiz, sevda, teselli, yalnız, Yalnızlık, yürek, Şiir, ıssız
Yalnız oluyor ölümler
Hiç bir ölümün içine bir başka ölüm
Sığmıyor doğumlar gibi çıplak ve yalnız
Bağ bozumu sonrası gibi toplanıyor
Yıllar ölümün içine ölüm de
Sessiz ve ıssız çukuruna
Ve hiç bir ölüm almıyor kucağına
Sevdasını bırakarak bu dünyada
Doluyor bir rüzgârın içine
Olsa da ölümler sevdalı insanları
Ayrı düşüren sevdalarından More
Geri dön..
19 Nis 2009 Yorum yapın
in Aşk, Şiir Etiketler:Özlem, Üşümek, çaresiz, bahar, gece, gonca akpınar, korku, nefes almak, Sevgili, Yalnızlık, yaşamak
Seni özlerken nefret ettim ben bu baharlardan!
Herkes sevgili, herkes cıvıl cıvıl..
Bense yine yalnızlığımı giyip gecelerdeyim,
Yorgun ve çaresiz..
Tek başına!
Ve yine yalnızlığa dönmenin gurursuzluğuyla,
Yürüyorum..
Kapanmasın kapılar,
Hep açık kalsın istiyorum.
Sensiz üşüyorum,
Korkuyorum,
Ellerimi tut!
Nefes almak, yaşamak istiyorum..!
Gonca AKPINAR
Fotoğraf: (http://carilee.files.wordpress.com/2007/12/you_re_never_alone_by_reeejoice.jpg)
Biz ne ara mutluyduk, hatırlar mısın?
22 Mar 2009 Yorum yapın
in Aşk, Başkaldırı, Felsefe, Psikoloji, Serbest Yazı, Sosyoloji Etiketler:alper akpınar, Anne, ateş, Aşk, Ölüm, Baba, Düşünmek, gökdelen, gökkuşağı, gökyüzü, hayat, kahve, kalp, kirlenmek, paylaşmak, sevgi, Sevgili, toprak, Yalnızlık, yaşam, yaşamak, zenginlik, İnsan

Gidip kendime kahve alacağım hayatım, sen de ister misin? Belki yüreğimizi yeniden ısıtmaya yardımcı olur!
Sevdiğimiz zaman gösterirdik sevdiğimizi, bir zamanlar. Annemize sarılır, öperdik yanaklarından. Babamız bizi sırtına alır gezdirirdi. O zamanlar henüz gökdelenler yoktu. Delememişti kimse göğü, ve hala bir şansımız vardı zıplayarak gökkuşağına erişmek için.
Yabancı
20 Şub 2009 Yorum yapın
in Aşk, Şiir Etiketler:avare çocuk, kahve göz, kalabalık, sahte, sahte bakışlar, selen urcan, Yabancı, Yalnızlık
Bu bakışlar yabancı bana!
Hiç tanıdık değilsin sen hayatıma!
Gözün bile kahve kahve,
Bakıyorum ama sahte sahte.
Üşüyorum yokluğunda sarılamıyorum bir başkasına,
Isıtmıyor başka bir ten beni, senin tenin gibi.
Bir yalnızlık var içimde,
Kalabalıkta tuttuğu eli şaşıran avare bir çocuğum şimdi… More
Hesaplaşma..
14 Şub 2009 Yorum yapın
in Başkaldırı, Felsefe, Psikoloji, Serbest Yazı Etiketler:Ölüm, Ölmek, hayat, hesaplaşma, Savaşçı, serhan yüksel, Tanrı, Yalnızlık, Yenilmek

“Yapabileceğim bir şey var mı ?” diye sordu Tanrı
Hayır anlamında başını salladı yorgun savaşçı
Yorgun olduğu belliydi yüzünden
Tüm kasları vücudu peltemsiydi,
Ve içinde bir yer kırgındı belliydi
“Savaşta mı oldu?” göstererek eğik kılıcı sordu Tanrı
Savaşçı bulanık gözlerini kılıcına indirdi
“Evet.. ama düşmanım onurlu değildi”
“Kimdi?”
“Hayat”
Esen ılık rüzgar saçlarını dağıtıyordu savaşçının
Ürpermesine neden oldu bu insanlara özgü biçimde
Tanrı hafifçe öne eğilerek “Hissediyor musun?” dedi More
Bir Garip Üzüm ve Onun Hüzünlü Yaprağı
11 Şub 2009 Yorum yapın
in Şiir Etiketler:Ölüm, üzüm, fatih canavaroğlu, garip, gerçek, hayat, hüzün, Yalnızlık, yaprak, yaşam, Şiir
Sondan başa doğru yazılan bir şiir bu
Şiirin hem ilk, hem son kıtası
Asla yıkılmayacak bir tabu
Bir garip üzüm ve onun hüzünlü yaprağı…
Şu gördüğün basmakalıp köprü
Uç uca eklenerek oluşturulmuş
Üf desen yıkılır, çığlık atsan yıkılmaz
Bu illet köprü geçit vermez artık
Giderayak çingeneleşiyor
Bir kır yolu da bir kır yolu aç bana orman
En sa’d taarruzun savunmasında
Yarı yolda kalmayayım More
Yaşam, yalnızlık ve perde!
11 Şub 2009 2 Yorum
in Deneme Etiketler:ayşegül engin, Aşk, hayat, inziva, kafa dinlemek, perde, Yalnızlık, yaşam, yorgunluk, İnsan
Mümkün olduğu kadar yalnız kalmak isteyen insanların, ve bunu sağlamak için elinden geleni yapanların inzivanın bir adım ötesinde olduklarını düşünüyorum. Aslında bu devirde o bilindik anlamıyla inzivaya çekilmek pek olacak iş değil. Ancak, kıyısından köşesinden yanaşılabilir. Pek de güzel olur!
Neden?..
Ama bu “neden?” sorusunun yanıtı, yalnızlığı çok sevenler için geçerli. Ya da yalnızlığı tercih edenlerin nedenleriyle çok ilintili.
Hani herkesin zaman zaman yaşadığı bir ruh hali vardır: Diğer insanlarla uğraşacak gücün, isteğin kalmadığını hissetmek. Envai çeşit nedeni vardır bu duygunun da, en belirgin nedeni bence yorgunluktur. Kafası yorulmuştur artık, kaldıramaz. More
Bahar (I)
09 Şub 2009 3 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:alper akpınar, ateş böcekleri, Ay, Aşk, bahar, gökyüzü, güneş, sevgi, Sinestezi, unutmabeni, uyku, Yalnızlık, yıldızlar, şapka, İnsan

…ve her bahar gelişinde ben
şapkamı güneşe asıp
kendime
unutma beni çiçeklerinden bir yorgan yapıyorum.
Kırlangıçlar Dönmeyecekler
09 Şub 2009 4 Yorum
in Aşk, Şiir Etiketler:Aşk, beklemek, bekleyiş, cemre, fatih canavaroğlu, filiz koparan, fırtına, hava, intihar, kalp, kuşlar, kırlangıç, sevda, su, toprak, ufuklar, Umut, uzak, Yalnızlık, yaprak dökümü, Şiir
Kırlangıçlar
Gökyüzünün müdavimleri
Bir ekim sabahı gitmiştiniz
Bir elveda bile demeden
Kimi inanışlara göre ölen insanların ruhlarını taşırmışsınız
Kimilerine göre umudu
İlkbaharlara selam getirmek için gitmiştiniz
Uzak diyarlara
Ve bir kırlangıç fırtınasına isim koymak için
Bekledim
More
Kalabalıklar İçinde Yapyalnız …
27 Oca 2009 3 Yorum
in Deneme, Psikoloji, Sosyoloji Etiketler:aidiyet, alper akpınar, Üşümek, dostlar, hüzün, kalabalık, korku, modern insan, modernliğin dikenli yolları, tanış olmayan yüzler, yabancılık çekmek, Yalnızlık

Korkularımızı üçe ayırırız, yabancılık çekmek altı şekilde olur, bilmediğimiz şeyler dört ana başlıkta incelenir, ama yalnızlık birdir. Modern insanın her şeyi formüle dökme çabası işlemez yalnızlığa. Yalnızlık yalnızlıktır, ansızın gelir, hissettirmeden gider, ya da biz öyle hissederiz.
Pusu gibidir yalnızlık, siz koştuğunuzu zannederken birden takılır ayağınız, sarar sizi ağıyla. Hüzne boğar, uykuyla sarar, bitkinlikle uyutmaz. Kalabalıklar içindesinizdir, milyonların içinde.. Sokakta yürüyemezsiniz belki kalabalıktan, tanış olmayan yüzler yollarınızı keser. Okulda olursunuz, iş yerinde, otobüste, evde.. Sizin gibi olmayan insanlar da sizin gibi yapyalnızdır kalabalıklarda.
Orda bir köy vardı eskiden, bizim köyümüzdü, gelmesek de gitmesek de bizim köyümüzdü. Şimdi o köy de en az bizim kadar yalnız ve en az bizim kadar sahipsiz. Öldü köyler ve biz kalabalıklar içinde, kalabalığa karışmadan kendimiz olmaya çabalıyoruz, yapyalnız kalıyoruz, bu yalnızlığımızı ancak kendimiz görüyoruz.
Cap ou pas cap?
21 Oca 2009 Yorum yapın
in Eleştiri, Sanat, Sinema Etiketler:Arkadaşlık, Audace est là l'amour, Aşk, Cap ou pas cap?, Cesaretin Var mı Aşka, Cinema, Film, France, hüzün, Jeux D'Enfants, Julien, Kargaşa, Koşuşturmaca, Nazlı Özdil, Sinema, Sinestezi, Sophie, Yalnızlık

Pek çok insan su sıralar ayni sedyen şikâyet ediyor. “yalnızlık”, “kargaşa”, “koşuşturmaca”… Hepimiz bir şeylerden şikâyet ediyoruz. Zaman darlığının bize unutturduğu şeylerden bahsediyoruz. Sevdiklerimize zaman ayıramamaktan, araya uzun yolların ve en önemlisi zamanın girmesinden yakınıyoruz.
Tam da böyle şikâyet etmeye başladığım anlardan birinde denk geldim “Jeux D’Enfants”a ya da Türkçesi ile “Cesaretin Var mı Aşka”
Film iki çocukluk arkadaşını anlatıyor. Bir gün tesadüf eseri yolları kesişen ve ömürlerinin sonuna kadar – mecaz anlamında değil- bedenen beraber olamasalar bile ruhları sürekli yan yana olan iki arkadaşı, sevgiliyi, dostu, sırdaşı, her şeyi.

Ateş yüzünü aydınlatıyordu. Gölgeler küçük iblislere dönüşerek bedeninde ve etrafında oynaşırlarken, yaktığı ateşin kalbine diktiği gözlerini yavaşça, kaldırdı.. “Çok zaman geçti” diye mırıldandı kendi kendine. Uzaklardan esen rüzgar alevin de etkisiyle iyice kırmızılaşan saçlarını hafifçe oynatıyordu. Gülümsedi bir çocuğun masumluğuyla.. Hoşuna gitmiş olmalıydı rüzgarın okşayışı. Belki annesini hatırlamıştı; dokunuşlarını. Yanından hiç ayırmadığı kılıcına baktı, kim bilir kaç kız çocuğunu yetim bırakmıştı. Aslında fazla üzüldüğü de söylenemezdi. Kim vardı ki günahsız yaşayan? Kuzeyin vahşi topraklarından ayrılalı çok olmuştu. Bir savaşçı olarak doğmamıştı ama ettiği intikam yemini tanrıların dikkatini çekmiş ve ona bu büyük yetiyi kazandırmışlardı bir gece ansızın. 







SON YORUMLAR