Yazmayı Öğrenmek


yazmak..Çoğumuz okulda başladı, ailesi biraz daha hevesli olanlar ise daha okul nedir bilmeden öğrenmeye başladı yazmayı. A ile, B ile başlayan yolculuğumuzda hecelerin oluşumunu, daha sonra bunların bildiğimiz, konuştuğumuz kelimelere dönüşmesini hayretler içinde izlerken öğrendik. Ali’ler geldi Emel’ler gitti, kâh ip atladır, kâh soğuk su içip hasta oldular, hayatla ilgili dersler aldılar derken öğrendik yazmayı.

Yazmak eziyet geldi bazen. “Hayır, niye yazıyoruz anlamıyorum ki.. Kitapta yok mu bu yazdıklarımız? Fotokopi çeksek olmaz mı?” gibi sorular eşliğinde bitmek tükenmek bilmeyen yazıları yazdık. Öğretmenlerin ağzından çıkanları noktası virgülüne kadar geçirdik defterlerimize “teybe kaydetsek olmaz mı?..” gibi cevap bulunamadığı için anlamsız kalan soruları sormakla meşgulken.

Sadece bu kadar değildi yazmak. Kendimizden de birşeyler yazabileceğimizi gördük. Onun gözlerinin içine bakarak söyleyemediklerimizi yazarken anlamaya başladık, yazılacak şeyin sadece kitaplarda olmadığını ya da öğretmenin ağzından çıkmadığını. İki dudağımız arasından çıkacak kelimelerin nazını çekemeyen beynimiz elimize verdi emri: “Vur satırlara kendini..” Bir şeyi anlatmanın sadece konuşmakla olmadığını ispatlayan, hür iradenin boş satırlarda şahlanmasıydı. Kalemimizden çıkmıyordu artık yazılar, gönlümüzden akıyordu.

Yazmak anlamlıydı artık bizim için. Bundan sonra yazmak yaşam tarzı oldu kimilerimize. Sevdanın alabora ettiği zihnimizden sadece aşk lafı çıkmıyordu ve düşünülen her fikri yazmaya meyilli birer karakter olup çıkmıştık. Bundan sonra derdine düştüğümüz şey sadece yazmak değil, yazdıklarımızı paylaşmak, diğerlerinin de görüşlerini almaktı. Yazacak yer arama telaşımızda sözlükler derdimize derman olmuş gibiydi aslında. Platform gerekliliklerini yerine getirdiğimiz takdirde dilediğimizi yazabiliyor, herkesle paylaşabiliyor ve görüşlerini öğrenebiliyorduk.

Ne var ki burada yazan yalnızca biz değildik. Bizim gibi herkes yazıyordu ve hepsinin buraya geliş yolu ayrıydı. Herkes aşk çemberinden geçip gelmemişti tabi ki. Herkesin yaşadığı olaylar farklı, görüp geçirdikleri farklı ve buna müteakip yazdıkları farklıydı. Kimisi yıllarca fakirlikle mücadele edip nihayete erebilmiş, kimisi hala mücadelesinin peşinde; kimisi azılı hastalıkların pençesinden kurtulmuş, kimisi hala kurtulmaya çalışıyor; ve bunun gibi onlarca, yüzlerce hikaye, dolayısıyla onlarca, yüzlerce tarz. Bu farklı tarzları okumaya başladığımızda farkediyoruz eksiğimizi fazlamızı ya da yumuşak karnımızı. Yazdıklarımıza daha bir özen gösterdik, çekidüzen verdik onlara. Yazımızı güçlendirdik belki de. Kazanan hep yazımız oldu, hep biz kazandık böylece.

İlerleyen zaman içinde gerek sözlükten kazandıklarımız, gerekse de okuduğumuz kitaplardan kazandıklarımız bize fazla gelmeye başladı. Farklı bir platformda daha geniş çevrelere seslenebilmek, daha çok okunabilmek adına giriştiğimiz “e-dergi” oluşumu ile amacımız yolunda çok sağlam bir adım daha attığımıza olan inancımızla karşınızdayız şimdi. Umarım ortak amaçlarımız dahilinde huzurlarınıza sunduğumuz yazılarımız ile geçtiğimiz yollardan geçmemiş arkadaşlarımızın ufkuna yeni ışık hüzmeleri ekleyebilir, kat be kat üstün yazarlarımızın beğenisini kazanabiliriz.

İlk yazı olması münasebetiyle “Hayırlı Olsun” diyorum ve okurlarımıza mutlu günler diliyorum.

Erkan MERCAN

gifdeneme

Reklamlar

2 Yorum (+add yours?)

  1. Tutku
    Oca 17, 2009 @ 21:20:58

    Güzel olmuş yazınız keyifle okudum. Yazmanın yan anlamları dışında kalmak şartıyla; bir de kime yazacağımız önemli elbet. Ben esasen sizin belirttiğiniz “farklı tarzları okumaya başladığımızda farkediyoruz eksiğimizi fazlamızı ya da yumuşak karnımızı.” ifadesine katılsamda birşeyi de hatırlatmak istiyorum. İnsan düşündüklerini yazabilir. Eğer düşünmüyorsa mümkün değil. Çok okuyarak güzel yazılar yazılsaydı okuma yazma bilen herkes alırdı eline kalemi yazar olurdu. Tek cümleyle dile getirmek gerekirse: “Düşünmediğiniz birşeyi yazamazsınız”

    Dediklerim yanlış anlaşılmasın. Dediklerinize katılıyorum. Benim dediklerim sadece eklemek istediklerim. Ayrıca derginizin her daim olması dileğiyle.

  2. Erkan Mercan
    Oca 18, 2009 @ 00:17:51

    Evet, çok haklısınız. Hatta haklılığınız benim onu düşünemeyip yazamamam ile de kanıtlanmış durumda. Okuyarak öğreniyoruz birçok şeyi ama bu verilerin derlenip toparlanması, yeniden yorumlanması gerekliliğinden kimsenin şüphesi olmamalı. Ezber, yerini yoruma bırakabildiği zaman ortaya çıkıyor yaratıcılık. Yoksa yapılan iş arzuhalcilikten farksız olacaktır.
    İlginiz için teşekkür ediyor ve temennilerinizin hepimiz için geçerli olmasını diliyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: