Aşkın kilo alma ve kilo verme üzerindeki etkileri


obesityÇok bilinen bir deyim vardır; “erkeğin kalbinin yolu midesinden geçer.” Bunun yanında aşkı tarif ederken “midemde kelebekler uçuşuyor” da denir ki ikincisi daha evrenseldir. Yani şu bellidir ki; aşk mideyi feci derecede etkiler. Midemizle hissederiz aslında aşık olduğumuzu, maşuku görünce birden harekete geçen midemizle.

Kilo alma ve kilo vermenin de aşık metabolizması ile yakından ilişkisi vardır. Aşık insan yemek yiyemez, kilo verir hızla. Bu yüzden fazla kilolu olanlara aşık olmaları tavsiye ediliyor İsviçreli işadamları tarafından (hayır, bilimadamları değil.) Aşık insanın aklına açlık gelmeyeceği için, karnını doyurmaya da uğraşmıyor. Zaten midesinde o garip his hep varolduğu için, açlığı o garip histen ayıramayarak açlığının farkına varmıyor.

Gelgelelim, aşk sadece kilo vermeyi kolaylaştırmıyor. Hatta şöyle söylemek daha doğru olur; aşk insana kilo da aldırır, kilo da verdirir. Üstteki teorimizi geliştirelim şimdi;

Aşık insan kilo verir, umudu vardır, midesi kıpır kıpırdır, açlık gelmez aklına, kilo verir. Aşık insan kilo da alır, çünkü umudunu kaybetmiştir, her umutusuzlukta olduğu gibi hayal kırıklığı yaşamaktadır, midesinde sık sık bulantı hisseder, ama midesindeki bulantı geçince de abur cubur atıştırmaya başlar. Tabii bu örneklerde aşık insanın sigara ya da alkol tiryakisi olmadığını varsayıyoruz. Aşık ve umutsuz insan sürekli bir şeyler yeme ihtiyacı hisseder, hem de en sağlıksızından.. Bu da onun kilo almasına sebep olur tabii ki.

Sadece başlangıç aşamasındaki aşk değildir kilo alma ve kilo verme etkisine sahip olan.. Terkedilmenin de dehşet derecede etkisi vardır. Hatta terkedilmenin etkisi yeni aşık olmaya göre üç beş kat fazladır. Bu yüzden İsviçreli işadamları terkedilmeyi “sevil de sevme, ağlama ağlat, yoksa zehrolur bu tatlı hayat” şarkısıyla kutlamakta, kutsallaştırmaktadır. Tabii bu genellikle Çiçek Pasajı’nda vuku bulur.

Terkedilen, eğer hala bunu kabullenememişse kendini “yememeye” vurur. Zaten yese de tarifsiz üzüntünün de büyük etkisiyle yediklerini kısa süre içinde çıkarır. Bu berbat şeyi yapmaları bile önemli değildir onlar için, hala aşıktırlar, hala kabullenememişlerdir terkedilmeyi, hala sevdiklerini özlerler, alışkanlıklarını hatırlarlar, yemezler. Yeni terkedilen kısa sürede büyük miktarlarda kilo verebilir. Ancak, yeni terkedilen bu yeni hayatı kabullendiği andan itibaren kendine daha fazla önem vermeye başlar ve “sağlığım için yemeliyim, sağlıklı şeyler yemeliyim” düşüncesiyle kendine dikkat etmeye başlar. Tabii bu uzun sürmez çünkü terkedilen pizzayı, pideyi, lahmacunu, kebabı, köfteyi ve bilimum yağlı ve fazlası sağlıksız besini özlemiştir ve kıtlıktan çıkmışçasına bir ona bir buna saldırarak midesini tıkabasa doldurur. Tabii bundan terkedilenin “artık kızlar/erkekler beni ilgilendirmiyor, vücuduma dikkat etmem gereksiz” düşüncesi de etkilidir.

Velhasıl-ı kelam değerli okur, İsviçreli işadamlarına dikkat edin, kadını erkeği, hepsi dalyan gibidir, ne bir kilo eksikleri ne de fazlaları vardır. İsviçreli bilimadamları gibi gıcık da değillerdir. Demek ki onlar bu kilo alma/kilo verme işinden epey anlamaktadır. Diyelim ki aşık oldunuz, diyelim ki terkedildiniz, hiç farketmez. İdeal bir boy/kilo oranına sahip olmak sağlığınız için önemlidir. Sağlığınız da geçmişinizdekilere hava atmak, geleceğinizdekilere güzel görünmek ve hepsinden önemlisi iyi bir yaşam için önemlidir. Sevil, sev, kendine dikkat et!

Alper AKPINAR

Reklamlar

1 Yorum (+add yours?)

  1. Obezite
    Nis 26, 2009 @ 04:16:32

    Makale için teşekkürler gayet açıklayıcı ve bilgilendirici.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: