Sonra !


Expectation Sabahın erken saatlerinde kalkmıştı adam,önce yüzünü yıkadı sonra rahat olsun diye ranzadan bozup yere yaptığı yatağını düzeltti. Ne giyeceğim diye düşündü önce, sonra ceylan motifli beyaz perdesini açıp dışarı baktı,hava nasıl diye… Hava kapalı gözüküyordu,acaba soğuk muydu? Bunu anlamak için pencereyi açtı, önce kafasını çıkardı, sonra ellerini tuttu havaya, serindi biraz hava…  Ama aldanmamak gerekirdi yine, çünkü adamın oturduğu evin etrafı binalarla çevriliydi ve yüksekdeydi. Bazen pencereden dışarı bakmak bile yanıltıyordu onu. Kalın giyinse aşağı indiğinde terleyebilirdi ama ince giyinse üşüyebilirdi de…

Adam saate baktı, geç olmuştu artık çıkmalıydı evden. “Kadın gibisin be,iki saatte çıkamadın evden” dedi kendi kendine… Sonra Kırmızı siviti ile taşlanmış siyah kotunu giydi, bir de ne olur ne olmaz diye ince kırmızı montunu aldı. Sonra deodorantını sıktı elini sivitinin içinden koltuk altına sokarak. Aynı deodorant markasından iki ayrı kokusu vardı adamın, önce birini sıktı sonra ikincisini… Güzel kokmayı seviyordu. Sonra ayakkabısını, kahverengi yeni ayakkabısını giydi. Çok seviyordu kahverengi ayakkabıyı. Kapıyı açtı ve sokağa indi. Tak tuk sesleri çıkartıyordu asfalt dökülmüş sokakta ayakkabısı… Sağ kolunda taşıdığı ince kırmızı montuna ilişti gözü. Üşümüştü adam. Sonra, giyeyim dedi montunu ve giyip caddeye indi. Çöpçüler vardı caddede yaprakları süpürüyorlardı. Öyle ya sonbahar gelmişti, geniş kaldırımlarda sararmış yapraklar çok hoş duruyordu.

Yolu yarılamıştı adam, köşeden dönecek sonra bir daha dönecek işyerine varacaktı. Önce ilk köşedeki çeşmeyi gördü, çok önemli bir çeşmeydi o çeşme… O çeşmeyi yaptıran adam tövbe edip yaptırmış, değeri büyüktü onun için. Çeşmeye vardı ve sağ elini suya uzattı adam, elini ıslatıp saçının arkasına sürdü suyu. Öyle ya evden çıkarken saçını düzeltmeyi unutmuştu. Sonra döndü köşeyi ve hızlanarak öteki köşeyi de döndü sonra işyerine vardı. Çalıp kapıyı içeri girdi adam… Gün başlamıştı, sonra ertesi gün oldu, sonra ertesi hafta, sonra ertesi ay, sonra ertesi yıl, sonra…

Sonra bir umudun tatlı tebessümüyle ruhunu gevşetti adam, bahar gelmiş tomurcuklar çiçek, goncalar gül olmuş, arılar hizmet etmeye başlamıştı yeni çocukları olsun diye çiçeklere… Sonra gelecek dedi adam içinden, “belki gelecek daha güzel gelecek” dedi. Umuttu başlı başına dediğinin tercümesi aslında. Sonralar hep kötü olmazdı ya, öyle olsa yüzdeler olmazdı değil mi hayatta, şans lafı, insanların konuşma dilleri farklı olsa da olmazdı değil mi her dilde… Bir hikayede okumuştu, bir şişenin içindeki havanın tamamını boşalttığını sanıp kapağını kapattığında içinde yine biraz hava kalırdı. Umut` da öyle bir şeydi işte. Tükendi desende az bir şey bile olsa kalıyordu insanın içinde. Uzun lafın kısası adamın içinde umudu var, umutlanmıştı adam. Sonra umudunun gerçekleşmesini beklemeye başladı ve geçen zaman yeni sonralar getirdi, hep bir an` a erişmek için. Adam biliyordu ki, o an` a eriştiğinde de yeni sonralar umut edecekti. Sonralar sonraları getirecekti …

A. Tolga AKPINAR

Fotoğraf

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: