Oda


“Beni kim okuyacak?”

“Armağan ettiklerin.”

“Peki kimin doğum günü?”

“Armağansız kalanların.”

“Sana olsun o zaman.”

“Ben ufak çaplı bir metaforum.”

“Demek ki armağanın yok.”

“Kuytu köşe simgelerini ve tireler arasındaki cümleleri hediye ederler.”

“O zaman sana sayfa yazacağım.”

“Başkalarının tekrarlarını mı?”

“Hayır, kendi yarattıklarımı.”

“Saat çok geç, 2004. Hiç bir şey yaratamazsın artık. Belki toplayabilirsin geçmişi.”

“Derli toplu bir geçmiş de yeni bir keşif olabilir.”

“Keşif olabilir, icat olmaz.”

“Edison değilim ki.”

“Vaspuci de değilsin.”

“Yazmak yüzmeye daha çok benziyor ama.”

“Sağlam bir teknen varsa.”

“Onu da mı icat edemem?”

“Çoktan edildi.”

“Peki duygulu bir tekne?”

“Yaşantılar duyguları yüklediler teknelere çoktan.”

“Beni kimse yazmadı. Bu yeni bir şey. Hala 2004 hem de.”

“Yaz  o zaman.”

Bitmek istemeyen bir sigara. Ucunda tütüyor karanlığın. Titreyen parmakların arasında: bırak beni!

‘Re-construct’ edilmiş bir Shakespeare oyunu gibi sitemkar. Mutsuz, kibrit icat edildiğinden beri. Ucunu kendinden uzak tuttuğun sigarayı, dudaklarına değdirecek kadar cesur. Esaslı bir sarsıntıda, yakacağım.

Uçarken vızıldadığını farketmeyen bir sinek. Hem de kara. Bir yere konup sussa, sevineceğim. Bir yere konup sussa, ölecek. Ya vızıldamadan uç, ya kon bir yere de öl!

Bu duygulu, birinci el şiirlerin, ikinci el hislerime dokunuyor. Ölene kadar hayallerini yazacak mısın? Gerçekleri gölge yaptın. Sadece güneş varken görünüyorlar. Karanlığa istifle. Ay ışığından uzak dur.

Saçların kızıyor mu sana, onları lastikle arkadan toplayınca?

Dişlerimi fırçalarken, 4’er 4’er sırayla, aklıma geliyor dışarıda miyavlayan şu kedi. Hani şimdi kedi evde olsa, ben dişlerimi salonda fırçalasam. Kedi bana baksa. Anlar mıydı? Dişlerimi fırçaladığımı?

Sen kendi kendine üzüldün diye, ben suçluymuşum. Sen bana ‘taptığın’ için, ben vefasız ‘put’muşum. –de halinde çekemediğim bir 3. şahıs zamiri. Şu an durduğum yer. Yazımda ne işin var?

Sus pus olurum her 19 da. 19 beni sever, ilişir hayatıma. Unuttum Nesir nerede, nerede Nazım. Ben bu yazının ölçüsünü kaçırdım.

Fırça istiyorum. Kağıda darbeler indirmek. Hiç görmediğim şeyleri ‘gerçek’ diye kaydetmek. Kendime yalan söylemek,  başkalarını inandırmak. Aslında… Ama’sız bir hayat istiyorum. Çünkü’lü olsun ve de ‘herşeye rağmen’. ‘Kal’ deyince gitmeni istiyorum, bir daha kimseye ‘kal’ dememek için. Sen ‘gidiyorum’ deme. Ki ben ‘kal’ demeyeyim. Seni seviyorum.

Canım sigara içmek istesin istiyorum. O istemiyor. O istesin diye acıkmak istiyorum, mutfağa gitmek için. Mutfakta acıkmayan midemi doyurup, ister fakir ol ister fukara, yemekten sonra yak bir cigara istiyorum. Ben istiyorum, canım da istesin istiyorum. İstemiyor.

Pınar POLAT

Fotoğraf

Facebook'ta Paylaş

Reklamlar

3 Yorum (+add yours?)

  1. ekol hoca
    Kas 22, 2009 @ 16:23:14

    çok hoş…teşekkürler…

  2. Tolga
    Kas 22, 2009 @ 16:50:20

    Ne demiştik, Adam Fawer’ in Sinestezi şubesi hoşgeldin. Yazılarını merakla ve keyifle okuyacağız …

  3. cattywild
    Kas 22, 2009 @ 23:13:14

    Adam Fawer –> Eve Wooer

    Odam güzel olmuş. Sana teşekkürler, Tolga.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: