Kalp Arsızdır

Hani bazı güzellikler insana hayatında bir-iki kere sunulur ya? Sen de benim hayatımdan geçerken uğradığın o gün yaşantıma güneş doğmuş aslında. Kalp arsızdır, birine kaydığında zannedersin ki umarsızca açtığın kalp ömür boyu kalacak orada. Ama gözlerinin önünde uçuşup duran perdeler indiğinde eş ruhunu bulamayan kalp yeniden yollara düşer bakmadan ardına.
Aşk çocuktur, umarsızdır; aşk uçucudur, şeffaftır; aşk hırçın, bir o kadar da haindir. Daha fazla

Reklamlar

Yalnızlığa Dair

Derin ve gizli bir yalnızlığı yaşarız bazen. Alev, alev yanan umutlarımız, sevgilerimiz korlaşır; farkında olmadan boş, boş bakar gözlerimiz. Tek kurtuluşu ölmek! Ya da başka diyarlarda bizi tanımayan kimiz neyiz bilmeyen insanların arasında kaybolup gitmekte ararız. Oysa tek çare zannettiğimiz kaçışta; Daha fazla

Ve Kapanacak Perde!

Ve kapanacak perde. 
 
Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak! Kapısını aralayıp girdiğimde düşlerinize, uyandığınıza lanet ederek başladığınız o günden sonra eskisi gibi olmayacak hiçbir şey.  
 
Vazgeçtiğim her şey yeni bir vazgeçiş olarak dökülüyorken üzerime, bardaktan boşanırcasına hem de. Sesleniyorum uzaklardan hem hepinize hem hiç kimseye, belki de sadece kendime. Olmayacak diyorum olmayacak!!! Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.   Daha fazla

Sevgiliye Mektup

Ey Sevgili!..

Görebiliyor musun etrafımda düşlerimi sarmalayan demir parmaklıkları? Hayallerimin uçmasını engelleyen taş duvarları…Alıyor musun keskin küf kokusunu? Soğuğu, yalnızlığı, hasretliği benim kadar içine çekebiliyor musun ey sevgili? Duyuyor musun çaresizliğimin sessiz çığlıklarını? Sıkışıp kaldığım suskunlukta sayabiliyor musun ilerleyemeyen adımlarımı?
Söyleyemediğim sözler boğazımda düğüm düğüm…  Alamadığım acı bir nefes göğsümü  acıtan, ellerim,  titreyen ellerim bomboş  kaldı havada aşkını yakalamaya çalışan. Sürgün misali geceler sabahları  olmayan. Daha fazla

Nehir

Yine  bir yol ayrımındayım, yeni seçimlerin ertesinde ve bir çoğunun da arifesinde. Kabına sığamamak bu olsa gerek; durağan şeylerin batışması tenime. Huzurun peşinden  koşturup durmakmış hayat dedikleri. Belki de nehirler gibi oradan oraya akmanın bir sebebi. Neyse ki  hiç bir nehir yokluğa akmıyor, denize dökülüyor çoğaldıkça… Tarihe bakıldığında hangi hicret tekamülle sonuçlanmamış ki? Değişebilmek için, bir şeylerden vazgeçmek gerekiyormuş demek ki! Olanı biteni içine iyice sindirip toplayıp bavulunu, yorgun ve küskün gözlerini ufka dikip, küçük bir umut kıvılcımının peşinden gidebilmek gerekiyormuş bazen.

Öylece suskun kalamadım, görmezlikten gelemedim.  Duymazlıktan gelemedim yüreğime fısıldayan hayatın sesini. Ensemde hayallerimin o sıcak soluğu cezbederken beni, bir şeyler yapmalıydım kendi adıma, çocukluğumun anısına ve annemin hatırına. Affet beni, hepsi daha yıllanmış olabilmek içindi bir şarap misali. Ve daha çok pişebilmek içindi… Daha fazla

Sensiz Hayat!

Dışarıda yağmur, bardaktan boşalırcasına, nasıl da iştahla yağıyor mübarek. Hadi uyan artık, kalk, sen seversin yağmuru. Çay demledim hem en tavşan kanı, ekmek sıcak ve yanında da sevdiğin peynirli omlet. Otur hadi, geç karşıma, boş bir çay bardağı masanın diğer tarafında. Radyoda eskilerden bir müzik, ‘elbet bir gün buluşacağız, bu böyle yarım kalmayacak’. Kesme şekeri her seferinde ortadan kırıp atmaktan bıkmadın mı? Bense hala üç şekerli, dalga geçiyorsun benle; ‘şerbet içseydin bari’. Sabah ayaz olur buralarda unuttun mu, üstüne bir şey al, üşüteceksin. Sen hapşırdığında bile yüreğime bir ok saplanır bilirsin. Hani bazen dalarsın ya ufka bakıp, bense gözlerine. İçinde bilmediğim depremler kopuyor, ne olur beni korkutma. Bir gün gideceksen eğer, ben uyurken olsun demiştim sana, ah keşke dilim tutulsa!. Uzanmışız koltuğa, en sevdiğimiz komedi filmi televizyonda. Sen gülerken gözlerinin içi de gülüyor, hiç söylemiş miydim sana? Utanır kızarırsın, sevmezsin sana güzel şeyler söylenmesini. Gözlerimle anlatırdım bu yüzden sana hissettiklerimi. Sahi o zaman, anlar mıydın beni? Nasıl da ağzıma tıkardın, sana romantik bir şeyler söylemeye çalışsam. Bak işte sana inat söylüyorum şimdi rahat rahat; bir ömür seninle yaşlanacak kadar çoook seviyorum seni! Daha fazla

Fener Nasıl Tutulur?

Elektrikler şimdiki gibi yaygınlaşmadan önce fener kullanırdı insanlar. Fener gene kullanılıyor ama eskisi kadar sık değil. Fenerler çeşitlidir: Gemici feneri, el feneri, Japon feneri… Bayramlarda fener alayları düzenlenir, gemilere yol gösteren deniz fenerleri olmasaydı birçok gemi kayalara çarpıp batardı. Kimi düşünürler sanatın da deniz feneri gibi olmasını öngörmüşlerdir. Avrupa’da genelevler kırmızı fenerlidirler! Din sömürücüleri yeşil fener kullanıyorlar. “Ben bir yeşil fenerim” diye başlayan türkümüzden yararlanarak bu fener için şöyle yazdım: “Ben bir yeşil fenerim/ Yoksulları çok severim(!)/ Din iman diye diye/ Sırtlarına binerim.” Ünlü spor kulübümüz Fenerbahçe adını o semtte bulunan deniz fenerinden almıştır. Çocukluğumuzda, Fenerbahçe’yi tutan arkadaşlarımızla, “Fener, dünyayı yener; Beşiktaş’a gelince püf diye söner” diye alay ederdik. Bir de Deniz Feneri çıktı karşımıza. Yolsuzluklar ayyuka çıktı, acı biber doğradı tatlı aşımıza. Daha fazla

Previous Older Entries