Şeytanın Kölesi

Türkiye’ nin tam ortasında, İç Anadolu’ nun da ortasında, Kayseri ve Kırşehirde yeni bir sinema filminin çekimlerine başlandı. İşin ilginç tarafı bu film sponsorsuz, desteksiz bir biçimde Ahi Evran Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 2. Sınıf öğrencilerinin tamamen kendi imkanları ile çekime başlandı.Filmin yönetmeni, oyuncuları ve tüm ekibi Ahi Evran Üniversitesi öğrencisi. Kara mizah tarzındaki filmin senaryosu Abdullah Düğer tarafından yazıldı, Abdullah Düğer aynı zamanda filmin yönetmeni. Daha fazla

Reklamlar

Bizim Demokrasimiz Akrobasiye Benzer mi?

Bilinen o ki; günümüz demokrasilerinin ilham kaynağı Fransız Devrimi’dir. (Antik Yunan’daki demokrasiler ise “stajyer demokrasiler” olarak düşünülebilir.) İşte bu devrimin hazırlık aşamasındaki en ünlü simalardan biri olan François Marie Arouet -ki biz onu Voltaire olarak tanırız-:”L’homme est libre au moment qu’il veut l’être” diyerek aslında 250 yıl öncesinden bir rot-balans ayarı çekmişti. Yani diyordu ki: “İnsan istediği an özgür olur.” Bizim demokrasimiz ise bütün hesapların dışında gelişen, gökten zembille inen ve hiçbir fizik yasasına uymayan enteresan bir demokrasi örneği olarak diğer hiçbir ülkenin demokrasisine benzememekteydi. Bu paradoksun temelinde yatan şeyi ise Voltaire yukarıdaki sözü ile çoktan işaret etmişti. Daha fazla

Dil Komedisi

“Forum dili ve edebiyatı”nın artık akademik bir hâl aldığı şu yıllarda, her önüne gelenin bir filolog olması da yadırganacak bir hâl olmasa gerek. İnternetin “aliyulâlâ”larla dolu bir alan olduğunu gördükçe de Farabi’ler, Galile’ler, İbn-i Sina’lar artıyor diye umutlanıyor; fakat eşsiz bir cehaletin muhasarasında olduğumuzu anlayınca utanmaya başlıyorum.

Evet…”Bir milleti yok etmek istiyorsanız, önce onun dilini yok edin.”. Bu saçma sava karşı son derece akademik bir tepki veriyor ve en kibar yanımla: “Hadi be!” diyorum. Bu sözün bir ayet kesinliğinde olduğunu ise, bu söze büyük bir imanla bağlı olan ve bu saçmalığı dilinden düşürmeyen skolastik beyinlerin varlığından anlıyorum. Daha fazla

Ev Kadınlarının Toz Yuvaları!

Sonra tamamlayacağım, şimdi brain storming yapıyorum sadece.
Danteel danteeel…
vitrin ve cam eşyalar. (7 Eylül)

Ev kadınlarının bilinçli olarak yarattıkları “toz yuvaları” olduğunu düşünüyorum. Bunun sebebi, vakitlerinin çoğunu “ev”de geçirmeleri olabileceği gibi, doğrudan ve sadece “kadın” olmalarından da kaynaklanabilir.

Evde zaman geçiren kadın, kocasını ve/ya çocuklarını yolladıkan sonra temel işleri yapar ve sonrasında birkaç saat boyunca boşluğa düşer. Bazen sabah programlarıyla, bazen alışverişle doldurulabilen bu boşlukların kesin çözümü ise, konu başlığında geçen “toz yuvaları”dır. Daha fazla

Neşeli Hayat

BKM Mutfak oyuncularının oynadığı bir Yılmaz Erdoğan yapıtı olarak karşımıza çıkan Neşeli Hayat filmi her nedense Kemal Sunal filmlerini hatırlattı. Bazılarına Bad Santa filmini de hatırlatan bu kara mizah filmin gösteriminin bayrama denk getirilmesi de izlenme oranı açısından sıkıntı çekmeyeceğini gösterdi.

——-bundan sonrası filmin konusu ile ilgili bilgi içeriyor olabilir——-

Yine BKM Mutfak oyuncuları tarafından hazırlanan “Çok Güzel Hareketler Bunlar” adlı tiyatro programından aşina olduğumuz oyuncuları bir sinema filminde ilk defa izleme fırsatı bulduk. Bazılarının sinema için biçilmiş kaftan, bazılarının ise ‘sen tiyatro yap, sinemaya bulaşma’ diyeceğimiz oyuncu türlerinden olduklarını gördük. Daha fazla

Kurtlar Vadisi Gladio

Türkiye’nin yakın tarihi ile alakalı mesajlar vereceğini daha film çıkmadan fragmanlarında duyuran Kurtlar Vadisi Gladio filmi, gerçekçi mesajlar bekleyen seyircilerini hüsrana uğrattı. Gladio’ nun ikinci adamının Bülent Fuat Aras adında eski bir subay olduğunun ve bu subayın Amerika Birleşik Devletleri’nin emrinde olduğunun filmde yankılanması, film ile alakalı olarak ‘gerçek mesajlar veriyor, Kurtlar Vadisi aslında gerçek olayları anlatıyor‘ diyenleri yanıltıcı çıkardı. Çünkü Bülent Fuat Aras ismi yakın tarihte yaşamış hiçkimseyle özdeşleşmiyordu.

—Bundan sonrası filmin konusu ile ilgili bilgi içeriyor olabilir— Daha fazla

Facebook’ un Toplum Üzerindeki Etkileri !

osmanjorgensen

Müthiş bir Osman Jorgensen Yazısı;

Yıllar önce insanlar birbirlerini, bayramlarda seyranlarda, düğünlerde ve benzeri toplantılarda görürler, en güzel elbiselerini sergileyip, ucuz ama çok kokan parfümlerini birbirlerine kokuturlardı. giydikleri elbiseler ve saçlarına başlarına verdikleri şekillerle birbirlerine imajlarını kanıksatırlardı.

+ ay hayriye ne kadar sosyetik öyle…
– kemik çerceveli gözlük takmış ne kadar entelektüel…

gibi… Daha fazla

Previous Older Entries