ŞEB-İ ARÛS

Bugün Şeb-i Arûs, bugün ruhunu dünyada Yaradana adayanların düğün günü… Mevlâna Celaleddin-i Rûmî, bundan tam 736 yıl önce Konya’ da gözlerini dünya hayatına yumup, ebedi hayata açmıştır. Mevlânâ Celaleddin-i Belhi Rumi ölüm gününü düğün günü olarak betimlemiş ve şu sözleri bir gazelinde söylemiştir;

“Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi var sanma…
Benim için ağlama, yazık, vah vah deme; Şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır,
Cenâzemi gördüğün zaman firâk, ayrılık deme,
Benim kavuşmam, buluşmam işte o zamandır,
Beni toprağa verdikleri zaman, elvedâ elvedâ demeye kalkışma,
Mezar, cennet topluluğunun perdesidir. Daha fazla

Bizim Demokrasimiz Akrobasiye Benzer mi?

Bilinen o ki; günümüz demokrasilerinin ilham kaynağı Fransız Devrimi’dir. (Antik Yunan’daki demokrasiler ise “stajyer demokrasiler” olarak düşünülebilir.) İşte bu devrimin hazırlık aşamasındaki en ünlü simalardan biri olan François Marie Arouet -ki biz onu Voltaire olarak tanırız-:”L’homme est libre au moment qu’il veut l’être” diyerek aslında 250 yıl öncesinden bir rot-balans ayarı çekmişti. Yani diyordu ki: “İnsan istediği an özgür olur.” Bizim demokrasimiz ise bütün hesapların dışında gelişen, gökten zembille inen ve hiçbir fizik yasasına uymayan enteresan bir demokrasi örneği olarak diğer hiçbir ülkenin demokrasisine benzememekteydi. Bu paradoksun temelinde yatan şeyi ise Voltaire yukarıdaki sözü ile çoktan işaret etmişti. Daha fazla

Düşünmenin ve Düşünceyi Yansıtmanın Gerekliliği

beyin

Üstteki başlık kimilerine  anlamının bile düşünülmesi yorucu gelebilir.

Fakat biz insanlar bazı gereklilikleri yerine getirmek zorundayız! Yüce ALLAH biz insanları yaratırken diğer canlılardan daha farklı yaratmış ve beyin mekanizması içinde düşünme yetisi vermiştir. Biz insanlar bu farklılığı ve kabiliyeti iyi kullanmalıyız

Düşünce yetisi insanın yaratılışından beri anlamı çözülmeye çalışılan konulara ışık tutmuştur! Düşünce; insanın yaşadığı süre zarfında,dışarıdan algılamış olduğu,algıladığı ve de algılayacağı şeylerin yanısıra algılayamadığı fakat kurguladığı şeylerin üzerine yorum getirerek ilerleme metodudur. Daha fazla

Kaybetmek

Bir insan ne kadar uzun süre koşabilir ki bir şeyin peşinden? Ne kadar zorluğa, güçlüğe dayanabilir? Kaybettiği nerdeyse belli olduğu an bile koşabilir mi hayallerinin peşinden? “Şimdiye kadar nerdeydin” deseler ne cevap vereceğini bilmeden yine de savaşır mı hayatla? Uğruna hayatını değiştirdiği amacı için hiçbir şey yapmadığı halde onu kaybettiğine üzülmeli midir? Bir insan ne zaman anlar kaybettiğini? Aslında ne zaman kaybetmiştir? Pişmanlık ne getirir?

Daha fazla

Biz ne ara mutluyduk, hatırlar mısın?

yalnizlik

Gidip kendime kahve alacağım hayatım, sen de ister misin? Belki yüreğimizi yeniden ısıtmaya yardımcı olur!

Sevdiğimiz zaman gösterirdik sevdiğimizi, bir zamanlar. Annemize sarılır, öperdik yanaklarından. Babamız bizi sırtına alır gezdirirdi. O zamanlar henüz gökdelenler yoktu. Delememişti kimse göğü, ve hala bir şansımız vardı zıplayarak gökkuşağına erişmek için.

Daha fazla

Diğer Ben

tahta-evKüçük bir belde ki her yer yeşil. Penceremde orman. Arzu edilen yer farklı bir mekana geçiş, mekandaki rahatlığı bulma çabası, maneviyatındaki genişleme. Ve bir gülümseme.. Yakup, Belde’nin delisi. Kola ve turşudur en büyük mutluluğu. Delirmesi ve yine bir kızın bırakması, hastane bahçesinde “Hey onbeşli” diye başlaması.

Hiç düşünmemiştim, insan nasıl deli olur? Anladım ki daha çok düşünecektim insanı ve doğayı (alternatif de yoktu zaten).. Gece-gündüz, yer-gök aynıydı nasılsa. Beldenin nabzı atmıyordu ama sessizlikte acı vardı. Gençlik ve yalnızlık sindirerek yaşatıyordu her bir kareyi.

Ekip hazırlanır siren çalar giderim duvarları arasında bir santim boşluk olan tomruk eve. Teyzem başlar “İstanbul’dan çocuklarım gelecek, beni tedavi ettirecekler”.. “Evet..” derim, “gelecekler..” Bir soğanı vardı dolabında bir de ilacı… Daha fazla

Hesaplaşma..

die

“Yapabileceğim bir şey var mı ?” diye sordu Tanrı

Hayır  anlamında başını salladı yorgun savaşçı

Yorgun olduğu belliydi yüzünden

Tüm kasları vücudu peltemsiydi,

Ve içinde bir yer kırgındı belliydi

“Savaşta mı oldu?” göstererek eğik kılıcı sordu Tanrı

Savaşçı bulanık gözlerini kılıcına indirdi

“Evet.. ama düşmanım onurlu değildi”

“Kimdi?”

“Hayat”

Esen ılık rüzgar saçlarını dağıtıyordu savaşçının

Ürpermesine neden oldu bu insanlara özgü biçimde

Tanrı hafifçe öne eğilerek “Hissediyor musun?” dedi Daha fazla

Previous Older Entries