Değişimin Gençliği

Dünya, insanı şaşırtacak denli hızla değişmekte ve değiştirmektedir. Dolayısıyla bu değişim daha çok gençleri hedef almaktadır. Hâl böyleki gençlerin de bu değişen dünyaya ayak uydurması ve uydurmaya çalışması bir şekilde gözler önünde sergilenmektedir.

Dünden bugüne baktığımızda, gençlerin o zaman ki sevgi ve saygı bütünlüğü içerisinde yetişen ve etrafındakilere de örnek bir gençlik olguları vardı. Bu günün gençliği ise, ahlâki çöküntünün en zayıf noktasında bulunmaktadır. Böylece her bir genç giderek bilinçsizlik içine düşmektedir. Daha fazla

Vatan İçin Yaşamak ve Yaşatmak

Bazen doğru yolda ilerleriz, bazen de bu yolda tökezleyip yanlışlıklara düşebiliriz. Cennetimizi cehenneme çevirdiğimiz gibi, cehennemimizi de cennete çevirebiliriz. İyisiyle, kötüsüyle bu ülkede yaşayabilen de yine bizleriz.

Ülkemizin bizim için paha biçilemeyecek kadar değer taşıdığını biliriz. Fakat bunu yeterli bulmak mümkün değildir. Öncelikle bunu kendi içimizde yaşatmalıyız ki, ülkemiz de bizim için bir anlam ifade edebilsin.

Gerek ülkemiz, gerekse bizler adına; ülkemizi, uygar ve muhasır medeniyetler seviyesine çıkarmalıyız. Ülke içerisinde sosyal refahı ve barışı sağlamalıyız. Bunları başarabilmemiz de ancak, birlik ve beraberliğimizle mümkün olabilir. Daha fazla

Türk Dilinin Korunması!

Milletimiz için çok önemli yere sahip olan dilimize millet birliğini ve bütünlüğünü korumak adına sahip çıkmalı ve korumalıyız. Türkçenin konumuna baktığımız da, yeryüzünün en geniş coğrafi alanına yayılmış, en eski ve zengin bir dil olma sıfatını elde etmiştir.

Genel olarak yaşanan dil sorunlarından en önemlileri ve en tehlikeli olan, yabancı sözcüklerin dilimize girip yerleşmesidir.

Dilimizdeki yabancılaşma 16. yüzyıl da Arapça ve Farsça kullanımının artmasıyla başlamış, 17. yüzyıl da ise bu dillere bir de Fransızca eklenmiştir. Böylecerkçenin kullanım alanı daralmış, dilimiz günümüzde de başka şekillerde sürecek olan kirlenmeye maruz kalmaktadır. Daha fazla

Türkiye Türkçesiyle Yazılmış İlk Eser Ve Sahibi Aşıkpaşa!

(d.1272-ö.1333),

Bir avazdır Aşıkpaşa. Türkçenin küçümsendiği ve fars şovenizminin etkisinde kalınarak halkın konuştuğu dil olan Türkçe’ nin sarayda konuşulmadığı bir dönemde Garibname adlı eserini yazarak Türkçe’ nin önemini vurgulamış ve saray’ da türkçe konuşulması gerektiğini vurgulamıştır. Arapça ve Farsça’ nın resmi dil olarak kullanılmasına ilk tepki Karamanoğlu Mehmet bey tarafından gösterilmiştir.
Karamanoğlu Mehmet Bey’ in öncülüğünü ettiği “Türkçeçi hareketine” Mevlana Celaleddin-i Rumi’ nin oğlu Sultan Veled ve ünlü düşünür Yunus Emre de destek vermiştir. Ancak en ateşli destek Aşıkpaşa tarafından verilmiştir. 12.000 beyitten oluşan Garibname adlı eserinde büyük ölçüde Türkçe dilini kullanmış ve türklükle alakalı tasavvufi şiirler yazmıştır. Garibname adlı eseri “Türkiye Türkçesi İle Yazılmış İlk Edebi Eser” olarak tarihte yerini almıştır.

Moğol istilasından kaçıp Türkistan’ dan Anadolu’ ya gelen Babai tarikatının kurucusu olan Baba İlyas’ ın torunu olan Aşıkpaşa Kırşehir ilinde doğup burada ikamet etmiştir. Aynı zamanda tımarlı sipahi olan Aşıkpaşa mutasavvıf bir aile geleneğini devam ettirmiştir.

Aşıkpaşa o dönemde konuşulan önemli diller olan Arapça, Farsça ve Ermenice dillerini iyi bildiği halde Garibname adlı eserini bir başkaldırış olarak yazdığı için türkçe yazmıştır. Esere Garibname adını vermesinin sebebi ise o dönemde türkmenlerin mazlum olduğunu belirtmek istemesinden kaynaklanmaktadır. Daha fazla

Şeytanın Kölesi

Türkiye’ nin tam ortasında, İç Anadolu’ nun da ortasında, Kayseri ve Kırşehirde yeni bir sinema filminin çekimlerine başlandı. İşin ilginç tarafı bu film sponsorsuz, desteksiz bir biçimde Ahi Evran Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü 2. Sınıf öğrencilerinin tamamen kendi imkanları ile çekime başlandı.Filmin yönetmeni, oyuncuları ve tüm ekibi Ahi Evran Üniversitesi öğrencisi. Kara mizah tarzındaki filmin senaryosu Abdullah Düğer tarafından yazıldı, Abdullah Düğer aynı zamanda filmin yönetmeni. Daha fazla

Bilgimiz Ne Kadarsa Biz de O Kadarız !

Ünlü bir sözdür: “Ol mahiler derya içredir deryayı bilmezler” yani balıklar denizin içinde yaşadıkları halde denizi bilmezler. Kimi insanlar da böyledir; içinde yaşadıkları dünyayı bilmezler, merak etmezler. Oysa bilgisiz insanlar hep başkalarına muhtaçtırlar, yaşamaları boşunadır. Kişi bildikleriyle yetinmemeli, bilgisine yeni bilgiler eklemek için çalışmalıdır. Edindiği bilgiler ne kadar çok olursa olsun zamanla yetmeyebilir. Çünkü dünya durduğu yerde durmuyor. Yenilikler birbirini izliyor, çoğalıyor, bilenler bilmeyenleri ezip geçiyor. Daha fazla

Dil Komedisi

“Forum dili ve edebiyatı”nın artık akademik bir hâl aldığı şu yıllarda, her önüne gelenin bir filolog olması da yadırganacak bir hâl olmasa gerek. İnternetin “aliyulâlâ”larla dolu bir alan olduğunu gördükçe de Farabi’ler, Galile’ler, İbn-i Sina’lar artıyor diye umutlanıyor; fakat eşsiz bir cehaletin muhasarasında olduğumuzu anlayınca utanmaya başlıyorum.

Evet…”Bir milleti yok etmek istiyorsanız, önce onun dilini yok edin.”. Bu saçma sava karşı son derece akademik bir tepki veriyor ve en kibar yanımla: “Hadi be!” diyorum. Bu sözün bir ayet kesinliğinde olduğunu ise, bu söze büyük bir imanla bağlı olan ve bu saçmalığı dilinden düşürmeyen skolastik beyinlerin varlığından anlıyorum. Daha fazla

Facebook’ un Toplum Üzerindeki Etkileri !

osmanjorgensen

Müthiş bir Osman Jorgensen Yazısı;

Yıllar önce insanlar birbirlerini, bayramlarda seyranlarda, düğünlerde ve benzeri toplantılarda görürler, en güzel elbiselerini sergileyip, ucuz ama çok kokan parfümlerini birbirlerine kokuturlardı. giydikleri elbiseler ve saçlarına başlarına verdikleri şekillerle birbirlerine imajlarını kanıksatırlardı.

+ ay hayriye ne kadar sosyetik öyle…
– kemik çerceveli gözlük takmış ne kadar entelektüel…

gibi… Daha fazla

Azadlıq.az ve Demokratik Azerbaycan!

azadlıq Azerbaycan bağımsızlığına kavuştuğundan beri orada yaşayan soydaşlarımızla alakalı meraklarımızı gidermek için yıllardır bir haber kaynağı aradık. O zamanlarda Azerbaycan’ ın Türkiye’ ye ulaşabileceği bir yayın veya haber organı olmadığı için Türk gazete ve televizyonları bize bu konuda yardımcı oldu.

Daha sonra Türksat aracılığıyla ekranlarımıza düşen Azeri kanalları (ANS, AZ TV, İCTİMAİ TV, AZAD AZERBAYCAN vb.) bilgi alma ihtiyacımızı giderdi. Fakat iş hayatının verdiği yoğunluktan dolayı artık haberi internet vasıtasıyla alma ihtiyacımız bizi haber sitelerine yönlendirdi. Daha fazla

Düşünmenin ve Düşünceyi Yansıtmanın Gerekliliği

beyin

Üstteki başlık kimilerine  anlamının bile düşünülmesi yorucu gelebilir.

Fakat biz insanlar bazı gereklilikleri yerine getirmek zorundayız! Yüce ALLAH biz insanları yaratırken diğer canlılardan daha farklı yaratmış ve beyin mekanizması içinde düşünme yetisi vermiştir. Biz insanlar bu farklılığı ve kabiliyeti iyi kullanmalıyız

Düşünce yetisi insanın yaratılışından beri anlamı çözülmeye çalışılan konulara ışık tutmuştur! Düşünce; insanın yaşadığı süre zarfında,dışarıdan algılamış olduğu,algıladığı ve de algılayacağı şeylerin yanısıra algılayamadığı fakat kurguladığı şeylerin üzerine yorum getirerek ilerleme metodudur. Daha fazla

Pittsburgh’ dan Yansıyanlar

pittsburgh-summitBirleşik Devletlerin Pennsylvania eyaletinin Pittsburgh şehrinde 25 Eylül’ de düzenlenen G 20 zirvesinde birtakım kararlar alındı. Bu kararlar globalleşmeye yön veren önemli kararlar olarak karşımıza çıkıyor. Daha önceleri G-7 veya G-8 olarak bilinen Dünyanın Gelişmiş Ülkeleri’ nin bir araya geldiği ve dünya devlet ve halkları adına önemli kararlar aldıkları kuruluşun yerini artık Pittsburgh’ da açıklanan sonuç bildirgesiyle G-20 aldı. G-20 ise G-7 veya G-8′ den farklı olarak, dünyanın gelişmekte olan ülkeleri; Türkiye, Hindistan, Brezilya, Arjantin, Suudi Arabistan, Meksika, Güney Afrika, Güney Kore, Çin, Avustralya, Endonezya ve Avrupa Birliği Dönem Başkanı ve Avrupa Merkez Bankası Başkanı ‘ nın da katılımıyla oluşan 20’ ler grubudur.

Daha fazla

Facebook Çılgınlığı

facebook3Herkeste bir facebook çılgınlığı almış başını gidiyor… Facebook da Facebook diyor herkes. Uzaktan izliyordum önceleri, ben hiç karışmayayım dedim. Beni bozar böyle feysbukmuş, yonjaymış, netlogmuş tarzı şeyler dedim. Ama yok ciğerler olmuyor… Gelen facebook istiyor, giden Facebook istiyor. MSN’ i açıyorsun 100 kişi birden tek bir ağızdan soruyor Facebook açmadın mı halen diye. “Açmadım…” diyorum hafif utangaç bir tavırla. Aslında ne nane olduğunu ben de bilmiyorum. ” Oğlum açana bak çok süper, birbirimizi bulacağız oradan! ” diyorlar. Sanki telefon numaramı, nerede oturduğumu, kim olduğumu bilmiyormuş gibi konuşuyorlar. En sonunda dayanamadım, beni de ikna ettiler. “Tamam açıcam.”‘ dedim. Kararlıydım bu sefer… Daha fazla

Tam Teşekküllü Kadın Programları

kadın programları

Sabahları evde olduğunuz vakit sakın televizyonu açıp, kanalları “zaplamak” gibi bir gaflete düşmeyin! Tabii, eğer kadın programlarına bayılmıyorsanız..!

Kendim beğendiğimden değil, sırf bunu izleyen insanlar “acaba ne buluyorlar?” diye izleme merakına kapıldım, lakin pek uzun sürmedi, süremedi!

Türlü kanallarda onlarca kadın programı ve evlenme programları türemiş ve günden güne deyim yerindeyse “amip” gibi çoğalıyorlar. İşin kötüsü kimse buna “dur!” demiyor, aksine daha çok izleyerek “reyting” denen canavarı daha da iştahlandırıp programların ekmeğine yağ sürüyorlar. Daha fazla

Türkiye’ de Meydana Gelen 15 Ekonomik Krizin Kısa Analizi

analyss

ÖNEMLİ UYARI: LÜTFEN AŞAĞIDAKİ YAZIYI KAYNAK VE YAZAR İSMİ BELİRTMEDEN BAŞKA BİR PLATFORMDA YAYINLAMAYINIZ! HER HAKKI SAKLIDIR!

Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 15 ekonomik kriz geçirmiştir. Bu krizlerin bazıları dış etkenlerden dolayı bazıları da iç etkenlerden dolayı olmuştur.Türkiye de bazı dönemlerde görülen krizler dünyada ki krizlerle bağlantılı olmuştur.

Türkiye de belirli aralıklarla krizler olurken ekonomi yönetimi çoğunlukla beceriksiz uygulamalarda bulunmuş bazen de siyasilerin etkisi altında popülizm yapmışlardır.

Ekonomik göstergeler çok kısa dönemlerde istikrarlı büyümüştür. Bunun dışında ekonomi de ve ekonomik göstergelerde uzun dönemli istikrar gözlenememiştir. Daha fazla

Türkiye’ de Ekonomik Krizler – 1994, 1998-1999 ve 2001 Krizleri

ÖNEMLİ UYARI: LÜTFEN AŞAĞIDAKİ YAZIYI KAYNAK  VE YAZAR İSMİ (A.Tolga Akpınar) BELİRTMEDEN BAŞKA BİR PLATFORMDA YAYINLAMAYINIZ! HER HAKKI SAKLIDIR!

eklogo1991 Ekonomik Krizinin ardından ülkemizde 2008 yılına kadar 3 büyük kriz daha oldu. Bu krizlerin daha önceki ekonomik krizlerden pek bir farkı yoktu. Aşağıda 1994, 1998 – 1999 ve 2001 Ekonomik Krizleri hakkında detaylı bilgileri bulacaksınız;

1994 Krizi

Kisa süreli ama çok şiddetli oldu. Kriz 1993 sonlarında başlayıp 1994’te patladı.

İçeride zaten üst üste iki yıldır sürmekte olan temel dengesizliklerin üzerine Avrupa para piyasasındaki kargaşanın eklenmesi krizi tetikledi.

1994 tam bir felaket yılı oldu. Toplam net sermaye çıkışı 4.2 milyar dolara vardı. Daha fazla

Türkiye’ de Ekonomik Krizler – 1986, 1988-1989 ve 1991 Krizleri

ÖNEMLİ UYARI: LÜTFEN AŞAĞIDAKİ YAZIYI KAYNAK VE YAZAR İSMİ BELİRTMEDEN BAŞKA BİR PLATFORMDA YAYINLAMAYINIZ! HER HAKKI SAKLIDIR!

economiccrisKamu harcamalarındaki anormal artışlar, darbeler, kamu sektörünün hızlı büyümesi ve bunun yanı sıra özel sektörün yerinde sayması, ülkede meydana gelen depremler, terör eylemlerinin artması ve de Körfez Savaşı bu üç krizin başlıca sebepleridir. Aşağıda 1986,1988-1989 ve 1991 ekonomik krizleri hakkında temel bilgiler sunulmuştur;

1986 Krizi

1980 Krizinden sonra,darbenin de etkisiyle hazırlanan 24 Ocak Kararları uygulamaya konuldu. Kararlar neticesinde ihracat oranları arttı. 1978 yılında 2,3 milyar dolar olan ihracat 1983 yılında 5,7 milyar dolara çıktı.

Turizm gelirleri 261 milyon dolardan 283 milyon dolara çıktı. Daha fazla

Türkiye’ de Ekonomik Krizler – 1946-1954 ve 1958 Krizi

ekonomik-kriz

ÖNEMLİ UYARI: LÜTFEN AŞAĞIDAKİ YAZIYI KAYNAK  VE YAZAR İSMİ BELİRTMEDEN BAŞKA BİR PLATFORMDA YAYINLAMAYINIZ! HER HAKKI SAKLIDIR!

1929 Krizinin ardından Türkiye’ de ardı ardına üç büyük ekonomik kriz yaşandı. Bu makale de 1946, 1954 ve 1958 krizleri sebep-sonuç ilişkişi göz önüne alınarak incelenmiş ve krizlerden kurtulmak için izlenen yollar ve kullanılan argümanlar detaylarıyla anlatılmıştır.

2.Dünya Savaşı 1945 yılında bitmişti.Türkiye 1946 yılına kadar Atatürk’ün devletçilik politikasıyla başarıyla ekonomisini kalkındırmıştı. 1954′ de dünya da Kore savaşı bitmişti. Ülkede ise iklim şartları tarımı elverişsiz hale getiriyordu. 1950’lerdeki liberalizm politikaları ve dışarıdan sermaye ithalini amaçlamış serbestleşme programı Türkiye’yi 1958 krizine doğru götürdü. Daha fazla

Tabiri Caizse Rüya

sleep1Gün yeni doğmuştur. Yeryüzü yine güneş ışınlarının istilasıyla ışıl ışıl. Ve merhaba yeni bir sabaha. Fakat o da ne? Kan ter içinde uyandınız nefes nefese. Ağladığınız davul gibi şişmiş gözlerinizden belli. Peki ama neden ? Belki de gece gördüğünüz rüyadandır.

Evet evet kesinlikle bu bir kabustu. Sabaha kadar dur durak bilmeden oradan oraya koşuşturdunuz. Şimdi sakince gözlerinizi kapatın ve rüyayı hatırlamaya çalışın…

Ay cömert bu gece, bütün ışıklarını salıyor yer yüzüne . Her yer zifiri karanlık ve siz ormandasınız. Köpek ulumalarını duyuyorsunuz. Ve korkudan kıpırdamazken bir an avucunuzdaki altınlara bakıp anlam vermeye çalışıyorsunuz kimin olduğuna dair. Daha fazla

Sol Bek

rc-yz-peSol bek… Futbolun en talihsiz, en kıytırık mevkiinin adıdır. Öyle bir yer ki, hem sol, hem de bek… Neyse biz bu arzuhalimizde sol bek kavramı ve bu kavramın mağdurlarının verdiği kutsal mücadele üzerinde duracağız…
Yunanistan, Avrupa şampiyonu olduğundan beri defans yapısının dört oyuncudan kurulması farz hükmünde vacip hüviyeti kazanmış, direktörler stratejilerini hep dörtlü defans düzenine göre kurmaya başlamışlardır. (2004’ten önce dörtlü defans yok muydu? Tabi ki vardı. Ama bunun bir trend halini alması bu tarihten sonraya denk geldi.) Önceleri sadece kıvrak çalımlar atabilen ofansif orta sahalar ve forvetler tanınırken artık defans oyuncuları da öne çıkmaya başladı. Öyle ki tarihte ilk kez, 2006’da, bir defans oyuncusu (Fabio Cannavaro) “yılın futbolcusu” oldu. Türkiye’de bile 90’larda ya da daha öncelerde Rıdvan, “Şeytan”; Metin Tekin, “Sarı Fırtına” gibi karizmatik lakaplar alırken Recep Bey ancak “Takoz” olabiliyordu. (Ha “Takoz bunun intikamını nasıl aldı?” derseniz, kendi kalesinin filelerini rövaşatayla havalandırarak…) Lakin “Takoz” Türk defansı da artık önem kazanmış, geçen sene şampiyonluğu kazandırdığı bile iddia edilen oyuncular türemiştir. (örn: Servet Çetin) Daha fazla

24 Ocak 2009 > Sivasspor – Galatasaray Maçı

sivasspor-galatasarayYine bir muayyen zaman, yine bir derin paradoksi, yine bir “yaklaşma-yaklaşma çatışması…” Kendimi bildiğimden beri tuttuğum Galatasaray, kendimi bildiğimden beri yaşadığım Sivas’a gelmiş, ben hangisini tutacağım, ne halt edeceğim? Bu sefer ilk defa Sivas yensin istedim… Niye? Bilmiyorum… Sivas yensin…

Maçı stadda izlemenin bir mantığı yok, çünkü Kewell da Lincoln de gelmemiş. 4’erden 8 liraya kıyıp kahvede izlemeye başladık ve Sinestezi için şu notları aldık:

  • Yeni keşfettik ki; Sivas tamamiyle fizik üstünlüğüne önem veririmiş. Sahada, Musa dışında bir tane güçsüz adam yok. Futbol tekniktir evet ama teknikle sonuca gidilmez demiş, Bülent. Sırf güç… Misal; Herve Tum’dan Kurban Bayramı’nda 7 hisselik et rahat çıkar. Bilica sırım gibi oğlan. Yalnız Musa işte… Musa demek sinekten doymamış yağ çıkarmak demek. Her neyse, bu maçta fizik üstünlüğü kesinlikle Sivas’ta. Daha fazla

Ben Oldum Diye Çırpınan İnsan

Abraham Maslow`un ihtiyaclar hiyerarşisinde bulunan ihtiyaçlardanmaslow 4`üncü ve 5`inci ihtiyaçları da giderilen insanların bir kısmının sahip olduğu statü`nün aldatmacasına inanarak çevresindeki diğer insanlara yukarıdan bakma durumlarıdır “ben oldum” demek. “Ben oldum” deme noktasına gelmiş insanlardan bir kısmının “olmak” kavramının anlamını gerçek anlamda kavrayamamaları hasebiyle diğer insanlardan ayrılmaları gerekir. Bu kişiler sonradan edindikleri yetki ve makamı kişisel tatminleri için kullanırlar. Diğer insanların kendilerinden aşağı bir seviyede olduğunu düşünürler. Evet doğrudur, diğer insanlar belki ihtiyaçlar hiyerarşisini baz alırsak o kişinin seviyesine erişememişlerdir, ancak “insan” olmaları nedeniyle ihtiyaçlar hiyerarşisi’ nde üst sıralarda bulunanlardan aşağı kalır yanları da olamayabilir. Çünkü genelleme yapmak bazen haksızlık etmektir.

Daha fazla

Türkiye de Ekonomik Krizler-1929 Krizi

ÖNEMLİ UYARI: LÜTFEN AŞAĞIDAKİ YAZIYI KAYNAK VE YAZAR İSMİ BELİRTMEDEN BAŞKA BİR PLATFORMDA YAYINLAMAYINIZ! HER HAKKI SAKLIDIR!

Osmanlı İmparatorluğu siyasi yapısını da ekonomiye yansıtmıştı. Yönetimdeekonomikkriz tek merkezli bir yapıya sahip olan imparatorluk ülke ekonomisi ve sermayesini de denetiminde tutuyordu. Osmanlı İmparatorluğu’nda Avrupa’dakine benzer büyük sermaye sahipleri yoktu. İmparatorlukta otoritenin kutsallığı ekonomide de baskındı.

Toprağı ancak devlet verirdi ve karşılığında belirli vergiler alırdı. İmparatorluğun yıkılmasından sonra kurulan genç Cumhuriyet de yukarıdaki etkenlerden zarar gördü. Cumhuriyet kurulduğunda piyasadaki hakimiyet Osmanlı zamanında verilen kapitülasyonlar nedeniyle yabancı ülkelerin elindeydi. Ülkedeki iş hayatını azınlıklar yönetiyordu. Savaş sırasında bu azınlıklar sınır dışı edildiler veya Milli Sınırlar içinde olmayan Türk soydaşlarla mübadele edildiler. Dolayısıyla sadece tarım ve hayvancılıktan anlayan, kalifiye olmayan Türk soydaşlar azınlıklardan boşalan işgücü açığını dolduramadı. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü sonrası kalan yabancılara ödenmesi gereken borçlar vardı. Ülke yeni bir savaştan çıkmıştı.

Daha fazla

Bir İnsan Dünya İçin Tek Başına Ne Yapabilir?

Hep bunu düşünmüşümdür; Bir insan dünya için tek başına ne yapabilir? Birdunyakure insan tek başına dünyayı güzel, yaşanılır ve temiz bir yer yapabilir mi? Ya da bir insan tek başına dünyada barışı etkin kılıp, çocukların ölmemesini sağlayabilir mi? Bir insan Afrika` da, Asya` da ve dünyanın bir çok coğrafyasında açlığa çözüm bulup insanların karnı tok yaşamasını sağlayabilir mi?

Peki bir insan tek başına kadınlara, çocuklara ve yaşlılara uygulanan şiddete engel olup onlarında insanca yaşamasını sağlayabilir mi? Bir insan sömürgeleştirilen ve adeta birer köle haline getirilen halkları emperyalizmin para hırsından kurtarabilir mi? Bir insan, insanların özgürce ve demokrasinin tüm nimetlerini kullanarak yaşamalarını sağlayabilir mi?

Daha fazla

Hadise – Düm Tek Tek

hadise-4Son yıllardaki başarılarımızdan sonra daha bir heyecanlı bekler olduk Eurovision Şarkı Yarışması’nı. 2003 yılında Sertap Erener’in Everyway That I Can ile birinciliği, arkasından 2004 yılında Athena’nın For Real ve 2007 yılında Kenan Doğulu’nun Shake it Up Şekerim ile ilk beş içinde, bunun dışında 2008 yılında Mor ve Ötesi’nin Deli ile ilk on içinde kendilerine yer bulmaları bizleri başarının aslında çok uzakta ya da imkansız olmadığına inandırdı.

2009 yılına girmeden önce TRT açıklamıştı “Bizi Hadise temsil edecek..” diye. Hadise Avrupa’da tanınmış bir sanatçımızdı ve dillerden düşmeyen şarkıları ile gönlümüzde taht kurmayı başarmıştı. Bu işi de hakkıyla yapacağına kimsenin şüphesi yoktu. Ama nasıl bir şarkıyla karşımıza çıkacaktı? “Türkçe mi olsun, İngilizce mi?..“, “Bizi mi yansıtsın yoksa Avrupaya mı hitap etsin?..” gibi sorular ortada dolanmak için çoktan hazırdı.

2008 yılının son günleri Eurovision adına sadece bu soruları sormakla geçip gitmiş, 2009’a merhaba diyeceğimiz gün TRT Hadise’nin seslendireceği şarkıyı seçti. Olayın bu safhasını şarkının sahibi Sinan Akçıl bir röportajda şöyle anlatıyor: Daha fazla

Gece Yatmadan Önce Beş Dakika Ölümü Düşünmek!

5-dakikaÖlümlü olmanın verdiği özgüvenle, ölümün ne zaman nasıl geleceğini bilmeyen canlılar olarak, kendimizi ölüme alıştırmak için yapmamız gereken aktivitedir. Ölüme hazırlıklı mıyız? Öldükten sonra bizi neler bekliyor? Acaba yaşama sebebim neydi, ben yaşamanın anlamını kavrayıp, gerçekten de düzgün yaşayabildim mi, ben öldükten sonra yakınlarım, arkadaşlarım benim boşluğumu hissederler mi, yeri kolay kolay doldurulamayacak biri olabildim mi, ben ölürsem çevremdekilerin hayatında neler değişecek gibi soruları kendisine yöneltmelidir insan… Cevap bulamazsa da yöneltmelidir. Bu aktivite insanı olgunlaştıracaktır…

Daha fazla

Terör Olayları ve Psikolojik Savaş

attackBiraz dünya gündemini takip eden insanın fikir belirtmek için strateji uzmanı olmasına gerek yoktur. Çünkü insanın yaşadığı hayat zaten belirlenen stratejilerin kesiştiği noktadır.

Büyük imparatorlukların ve yönetimde tek kişi hakimiyetli devletlerin sona ermesiyle kurulan halka dayalı cumhuriyet devletlerinin egemen olduğu bir dünyada siyaset yapma ve diplomasi tarzı da büyük değişimlere uğramıştır. Bilimin ve teknolojinin gelişmesi her alanda olduğu gibi siyaset ve diplomaside de kendini göstermiş ve bu alanlardaki uygulanabilir seçenekleri artırmıştır.

Daha fazla

Yazmayı Öğrenmek

yazmak..Çoğumuz okulda başladı, ailesi biraz daha hevesli olanlar ise daha okul nedir bilmeden öğrenmeye başladı yazmayı. A ile, B ile başlayan yolculuğumuzda hecelerin oluşumunu, daha sonra bunların bildiğimiz, konuştuğumuz kelimelere dönüşmesini hayretler içinde izlerken öğrendik. Ali’ler geldi Emel’ler gitti, kâh ip atladır, kâh soğuk su içip hasta oldular, hayatla ilgili dersler aldılar derken öğrendik yazmayı.

Yazmak eziyet geldi bazen. “Hayır, niye yazıyoruz anlamıyorum ki.. Kitapta yok mu bu yazdıklarımız? Fotokopi çeksek olmaz mı?” gibi sorular eşliğinde bitmek tükenmek bilmeyen yazıları yazdık. Öğretmenlerin ağzından çıkanları noktası virgülüne kadar geçirdik defterlerimize “teybe kaydetsek olmaz mı?..” gibi cevap bulunamadığı için anlamsız kalan soruları sormakla meşgulken.

Daha fazla