Davos

wefSon günlerin popüler sözcüğü Davos. Oysa bu sözcük hafızamıza yerleşeli yıllar oldu. İlk olarak Turgut Özal’la duyduk bu sözcüğü. Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki karasularının 12 mil olduğu iddiası sorunu yüzünden gırtlak gırtlağa gelen ilişkiler Davos’ta yumuşamıştı. “Davos Ruhu” kavramı da; ilişkilerin konuşularak, karşılıklı iyi niyetle tartışılarak çözülmesi ya da çözüm yoluna gidilmesi anlamını içerir.

Davos, aslında İsviçre’de bir kasabadır. Bir kayak merkezine sahiptir ve bu merkez oldukça da turist çeker. 1971 yılında Prof. Klaus M. Schwab Dünya Ekonomik Forumu’nu (World Economic Forum – WEF www.weforum.org) kurunca kasaba daha da fazla ilgi toplamaya başlamıştır. Çünkü Dünya Ekonomik Forumu toplantılarını bu küçük kasabada düzenlemeye başlar. Bu toplantılar her yıl Ocak ayının son haftasında düzenlenir ve sadece davet edilenler katılabilir. Davet edilenler de şirket CEOları, politikacılar, gazeteciler, dini liderler, akademisyenler ve sivil toplum örgütlerinden seçilir. Bu kadar insan spesifik konularda ortak toplantılar düzenleyerek sorunları çözmeye uğraşır, ya da fikirlerini sunar. Her yıl bazı konuların ağır bastığı Davos toplantılarının bu yılki ana gündemi Küresel Kriz, ve ikincil gündemi de İsrail’in Gazze’de yarattığı trajedi idi. Tabii bunun yanında başka sorunlar da konuşuldu ve fikirler paylaşıldı. Daha fazla

Reklamlar

Sol Bek

rc-yz-peSol bek… Futbolun en talihsiz, en kıytırık mevkiinin adıdır. Öyle bir yer ki, hem sol, hem de bek… Neyse biz bu arzuhalimizde sol bek kavramı ve bu kavramın mağdurlarının verdiği kutsal mücadele üzerinde duracağız…
Yunanistan, Avrupa şampiyonu olduğundan beri defans yapısının dört oyuncudan kurulması farz hükmünde vacip hüviyeti kazanmış, direktörler stratejilerini hep dörtlü defans düzenine göre kurmaya başlamışlardır. (2004’ten önce dörtlü defans yok muydu? Tabi ki vardı. Ama bunun bir trend halini alması bu tarihten sonraya denk geldi.) Önceleri sadece kıvrak çalımlar atabilen ofansif orta sahalar ve forvetler tanınırken artık defans oyuncuları da öne çıkmaya başladı. Öyle ki tarihte ilk kez, 2006’da, bir defans oyuncusu (Fabio Cannavaro) “yılın futbolcusu” oldu. Türkiye’de bile 90’larda ya da daha öncelerde Rıdvan, “Şeytan”; Metin Tekin, “Sarı Fırtına” gibi karizmatik lakaplar alırken Recep Bey ancak “Takoz” olabiliyordu. (Ha “Takoz bunun intikamını nasıl aldı?” derseniz, kendi kalesinin filelerini rövaşatayla havalandırarak…) Lakin “Takoz” Türk defansı da artık önem kazanmış, geçen sene şampiyonluğu kazandırdığı bile iddia edilen oyuncular türemiştir. (örn: Servet Çetin) Daha fazla

Hadise – Düm Tek Tek

hadise-4Son yıllardaki başarılarımızdan sonra daha bir heyecanlı bekler olduk Eurovision Şarkı Yarışması’nı. 2003 yılında Sertap Erener’in Everyway That I Can ile birinciliği, arkasından 2004 yılında Athena’nın For Real ve 2007 yılında Kenan Doğulu’nun Shake it Up Şekerim ile ilk beş içinde, bunun dışında 2008 yılında Mor ve Ötesi’nin Deli ile ilk on içinde kendilerine yer bulmaları bizleri başarının aslında çok uzakta ya da imkansız olmadığına inandırdı.

2009 yılına girmeden önce TRT açıklamıştı “Bizi Hadise temsil edecek..” diye. Hadise Avrupa’da tanınmış bir sanatçımızdı ve dillerden düşmeyen şarkıları ile gönlümüzde taht kurmayı başarmıştı. Bu işi de hakkıyla yapacağına kimsenin şüphesi yoktu. Ama nasıl bir şarkıyla karşımıza çıkacaktı? “Türkçe mi olsun, İngilizce mi?..“, “Bizi mi yansıtsın yoksa Avrupaya mı hitap etsin?..” gibi sorular ortada dolanmak için çoktan hazırdı.

2008 yılının son günleri Eurovision adına sadece bu soruları sormakla geçip gitmiş, 2009’a merhaba diyeceğimiz gün TRT Hadise’nin seslendireceği şarkıyı seçti. Olayın bu safhasını şarkının sahibi Sinan Akçıl bir röportajda şöyle anlatıyor: Daha fazla