Karanlıkta

red_sonjaAteş yüzünü aydınlatıyordu. Gölgeler küçük iblislere dönüşerek bedeninde ve etrafında oynaşırlarken, yaktığı ateşin kalbine diktiği gözlerini yavaşça, kaldırdı.. “Çok zaman geçti” diye mırıldandı kendi kendine. Uzaklardan esen rüzgar alevin de etkisiyle iyice kırmızılaşan saçlarını hafifçe oynatıyordu. Gülümsedi bir çocuğun masumluğuyla.. Hoşuna gitmiş olmalıydı rüzgarın okşayışı. Belki annesini hatırlamıştı; dokunuşlarını. Yanından hiç ayırmadığı kılıcına baktı, kim bilir kaç kız çocuğunu yetim bırakmıştı. Aslında fazla üzüldüğü de söylenemezdi. Kim vardı ki günahsız yaşayan?  Kuzeyin vahşi topraklarından ayrılalı çok olmuştu. Bir savaşçı olarak doğmamıştı ama ettiği intikam yemini tanrıların dikkatini çekmiş ve ona bu büyük yetiyi kazandırmışlardı bir gece ansızın. Daha fazla

Reklamlar

Dalgakıran

Ay yükselmeye başlamıştı yıldızlar ona eşlik ediyordu çok uzaklardan amadalgakiran ışıklarını ona yetiştirerek. Denizin üzerinde küçük balık sürüleri gibi oynaşan yakamozlar uzaklardan kıyıya kadar geliyor, dalgakıranın yosun tutmuş kayalıklarında kayboluyorlardı. Meltem hafifti, okşar gibi esiyordu. Çocuk biraz daha yasladı başını omzuna kızın. Kız da ona doğru biraz daha sokuldu.. Konuşmanın bir anlamı yoktu, meltem, yakamozlar ve ay en güzel aşk kelimelerini fısıldamaktaydılar. Kızın belini biraz daha sıkıca kavradı çocuk ayrılmak istemediği belliydi. Gözlerini açtı hafifçe en derinlerden gelen hüznün dışarı çıkmak istemesiyle.

Kızın saçları hafifçe dalgalanmaktaydı, kendisine az da küçük gelen hırkasından daha çok; çocuğun nefesiyle ısınmak ister gibi sokulmuştu.. Bulutlar hiç acele etmeden sırayla geçtiler üstlerinden.. Ay her bulutun arkasından çıkışında kızın saçları ve gözlerinde parlıyordu ve bu yansıma ayın kendisinden çok daha güzeldi.
Daha fazla

Kar Yağıyordu Şehrin Üzerine!

krygsiKar yağıyordu şehrin üzerine, öyle böyle kar değil yumruk kadardı bir kar tanesinin büyüklüğü… Ne kadar da güzel yağıyordu, bembeyaz ve kışın tüm güzelliğini ortaya çıkaracak şekilde… Yer ve gök aynı renkteydi, çam ağaçları ve gri kaldırımlar misafirini ağırlayan ev sahibi misali coşkularını renklerini parlatarak gösteriyorlardı.

Kar yağıyordu şehrin üzerine, yavaş yavaş ve yumuşak bir biçimde. En biçimsiz yapıların görüntülerini güzelleştirircesine… Halbuki daha az önce o binalar sevimsizlikleriyle şehrin görüntüsünü kirletiyorlardı. Sen nelere kadirsin kar….

Kar yağıyordu şehrin üzerine, belki de insanlar fotoğraf çektirsinler diye. Nedense karın altında çekilmiş fotoğraflar başka bir başkaydı, yani bambaşkaydı… Daha fazla